Anasayfa

 

Ehlibeyt

 

14 Masum

 

Kuran T├╝rkce

 

Dualar

 

G├Âr├╝nt├╝ler

 

Resimler

 

Irtibat

 

Impressum

 

Ziyaret Defteri

 


Handy Angebote  

7- ├éÔÇÖRAF SURES─░

Mekkîdir, ikiyüz altı âyettir.

 (─░ki y├╝z alt─▒ ├óyettir. Yaln─▒z 163. ├óyeti Meden├«dir. S├╗rede A'r├óf ad─▒ verilen yerden bahsedildi─či i├žin bu isim verilmi┼čtir.)

 

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla

1- Elif lâm mîm sâd.

2- Bu bir kitapt─▒r ki insanlar─▒ onunla korkutman, inananlara da ├Â─č├╝t vermen i├žin sana indirildi; bu y├╝zden y├╝re─činde bir s─▒k─▒nt─▒, g├Â─čs├╝nde bir darl─▒k h├ós─▒l olmas─▒n.

3- Rabbinizden size ne indirildiyse ona uyun, ondan ba┼čkalar─▒n─▒ dost edinip onlara uymay─▒n, fakat ne kadar da az─▒n─▒z ├Â─č├╝t tutmada.

4- Biz nice ┼čehirler hel├ók etmi┼čiz ki az├ób─▒m─▒z gelip ├žatt─▒─č─▒ zaman ya geceydi; halk, uykuya dalm─▒┼čt─▒, yahut da g├╝nd├╝zd├╝, ├Â─čle uykusundayd─▒, dinlenmedeydi.

5- Az├ób─▒m─▒z geldi─či zaman ancak, biz zulmetmi┼čtik diye niy├óz edebildiler.

6- Kendilerine peygamber g├Ânderdiklerimizi de mutlaka sorguya ├žekece─čiz, peygamber olarak g├Ânderdiklerimizi de sorumlu tutaca─č─▒z.

7- Onlara, tam bir bilgiyle her ┼čeyi nakledece─čiz, bizim bulunmad─▒─č─▒m─▒z bir zaman, kayboldu─čumuz bir vakit yoktu ki.

8- O g├╝n tart─▒ olacak, ger├žektir bu. Kimlerin iyi amelleri, terazide a─č─▒r gelirse onlard─▒r kurtulanlar, muratlar─▒na erenler.

9- Kimlerin hafif gelirse onlardır âyetlerimizi inkâr ederek zulmettiklerinden kendilerine yazık edenler.

10- Andolsun ki sizi yery├╝z├╝ne yerle┼čtirdik, ya┼čama ve ge├žinme v├ós─▒talar─▒n─▒ da halkettik, ne de az ┼č├╝kredersiniz.

11- Andolsun ki sizi yaratt─▒k, sonra bir s├╗ret, bir ┼čekil verdik size, sonra da meleklere, ├édem'e secde edin dedik, hemen secdeye kapand─▒lar, yaln─▒z ─░blis secde edenlere kat─▒lmad─▒.

12- Tanr─▒, sana emretti─čim zaman neden secde etmekten ├žekindin, seni meneden sebep neydi dedi. O, ben ondan daha hay─▒rl─▒y─▒m dedi, beni ate┼čten halkettin, onu bal├ž─▒ktan yaratt─▒n.

13- Tanr─▒ in oradan dedi, art─▒k orada kal─▒p ululanamazs─▒n, ├ž─▒k, ┼č├╝phe yok ki sen al├žaklardans─▒n.

14- ─░blis, bana, tekrar dirilecekleri, kalkacaklar─▒ g├╝ne kadar m├╝hlet ver dedi.

15- Tanr─▒, ┼č├╝phe etme ki m├╝hlet verilenlerdensin dedi.

16- ─░blis, beni azd─▒ran sensin dedi, onun i├žin ben de andolsun ki onlar─▒ senin do─čru yolundan ├ž─▒karmak i├žin pusu kurup oturaca─č─▒m.

17- Sonra andolsun ki ├Ânlerinden, arkalar─▒ndan, sa─člar─▒ndan, sollar─▒ndan ├ž─▒k─▒p ├žataca─č─▒m onlara ve g├Âreceksin ki ├žo─ču ┼č├╝k├╝r bile etmeyecek sana.

18- Tanr─▒, sen k─▒nanm─▒┼č, kovulmu┼čsun, ├ž─▒k oradan dedi, andolsun ki cehennemi sizinle ve sana uyanlarla dolduraca─č─▒m.

19- Ey ├édem, sen ve e┼čin, cennete yerle┼čin, ikiniz de diledi─činiz ┼čeyleri yiyin, yaln─▒z ┼ču a─čaca yakla┼čmay─▒n, ├ž├╝nk├╝ z├ólimlerden olursunuz.

20- ┼×eytan, onlara gizli kalm─▒┼č olan avret yerlerini belirtip g├Âstermek i├žin ikisini de vesveselendirdi ve bu a─čac─▒n meyvesini yerseniz mutlaka iki melek haline gelir, yahut da ebed├« ├Âmre kavu┼čursunuz, onun i├žin Rabbiniz sizi nehyetti dedi.

21- Ve yemin ederek ┼č├╝phe yok ki dedi, ben size ├Â─č├╝t verenlerdenim.

22- Onlar─▒ b├Âylece aldatt─▒. Derken o a─čac─▒n meyvesinden tad─▒nca avret yerlerini g├Ârd├╝ler ve cennetteki a─ča├žlar─▒n yapraklar─▒yla avret yerlerini ├Ârtmeye koyuldular. Rableri nid├ó edip onlara dedi ki: Sizi, ┼ču a─čac─▒n meyvesini yemeden menetmedim mi ve demedim mi ki ┼×eytan, hi├ž ┼č├╝phe yok ki size apa├ž─▒k bir d├╝┼čmand─▒r.

23- Her ikisi de Rabbimiz dedi, kendimize zulmettik biz, bizi yarlıgamazsan, bize acımazsan ziyankârlardan oluruz.

24- Tanr─▒, inin dedi, bir k─▒sm─▒n─▒z, bir k─▒sm─▒n─▒za d├╝┼čman olacak ve yery├╝z├╝nde muayyen bir vaktedek kalman─▒z mukadder.

25- Orada dirileceksiniz dedi, orada ├Âleceksiniz ve orada dirilip mezardan ├ž─▒kar─▒lacaks─▒n─▒z.

26- Ey ├édemo─čullar─▒, avret yerlerinizi ├Ârtecek libas ve giyip s├╝slenece─činiz elbise indirdik size. Tanr─▒dan ├žekinme elbisesine gelince: O, daha da hay─▒rl─▒d─▒r  ve bunlar, insanlar─▒n an─▒p ├Â─č├╝t almalar─▒ i├žin indirilen Allah ├óyetlerindendir.

27- Ey ├édemo─čullar─▒, ┼×eytan, anan─▒z─▒, baban─▒z─▒ cennetten ├ž─▒kard─▒─č─▒ ve avret yerlerini onlara g├Âstermek i├žin b├╝r├╝nd├╝kleri elbiseyi s─▒y─▒r─▒p ├╝stlerinden att─▒─č─▒ gibi sak─▒n sizi de bir derde u─čratmas─▒n. O ve ona mensup olanlar, sizin g├Âremeyece─činiz yerlerden g├Âr├╝r, kollar sizi. ┼×├╝phe yok ki biz ┼×eytanlar─▒, inanmayanlara dost ettik.

28- Onlar, k├Ât├╝ bir i┼č yap─▒nca babalar─▒m─▒z da derler, bu i┼či yaparlard─▒, ├Âyle bulduk onlar─▒ ve Allah emretti bunu bize. De ki: Allah kesin olarak k├Ât├╝l├╝─č├╝ emretmez. Allah'a, bilmedi─činiz ┼čeyi mi isn├ód ediyorsunuz?

29- De ki: Rabbim, ad├óletle hareket etmemi emretti bana ve her secde yerinde, her namazda y├╝z├╝n├╝z├╝ k─▒bleye d├Ând├╝r├╝n, inanc─▒n─▒zda, ib├ódetinizde h├ólis olup ona ba─članarak kulluk edin nas─▒l sizi o yaratt─▒ysa, meydana getirdiyse gene ├Âylece d├Ân├╝p onun tap─▒s─▒na varacaks─▒n─▒z.

30- Halk─▒n bir b├Âl├╝─č├╝n├╝ do─čru yola sevketmi┼čtir, bir b├Âl├╝─č├╝yse sap─▒kl─▒─č─▒ haketti. Zanneder misiniz Allah'─▒ b─▒rak─▒p da ┼×eytanlar─▒ dost edinenler do─čru yolu bulmu┼člard─▒r?

31- Ey ├édemo─čullar─▒, namaz k─▒laca─č─▒n─▒z her vakit, elbisenizi giyin, s├╝slenin ve yiyin, i├žin, israf etmeyin, ┼č├╝phe yok ki o, m├╝srifleri sevmez.

32- De ki: Allah'─▒n kullar─▒ i├žin meydana getirdi─či s├╝slenilecek ┼čeylerle r─▒z─▒k olarak verdiklerinin i├žinden tertemiz ┼čeyleri kim har├óm etmi┼čtir ki? De ki: Bunlar, d├╝ny├óda, inanan ki┼čilerindir, ├óhiretteyse yaln─▒z onlara ├óittir. Delilleri, bilenlere bu ├že┼čit a├ž─▒klamaday─▒z.

33- De ki: Rabbin ancak a├ž─▒─ča vurulabilen ve gizlenen k├Ât├╝l├╝klerle g├╝nah─▒, haks─▒z yere isyan etmeyi ve hi├žbir delil indirmedi─či halde Allah'a ┼čirk ko┼čman─▒z─▒ ve bilmedi─činiz ┼čeyleri tutup Allah'a isn├ód ederek s├Âylemenizi har├óm etmi┼čtir.

34- Her ├╝mmetin ba┼č─▒na gelecek mus├«bete bir zaman takd├«r edilmi┼čtir. Mukadder olan o zaman gelip ├žatt─▒ m─▒ o mus├«beti ne bir an geriye atabilirler, ne bir an ileriye alabilirler.

35- Ey ├édemo─čullar─▒, size, i├žinizden peygamberler gelip ├óyetlerimi okuyunca ├žekinen ve hallerini ─▒slah edenlere ne korku vard─▒r, ne de mahzun olur onlar.

36- Âyetlerimizi inkâr edenler ve onları kabûl etmeyi ululuklarına yediremeyenlerse cehennem ehlidir ve orada ebedî kalır onlar.

37- Yalan yere Allah'a iftir├ó edenden, yahut onun ├óyetlerini ink├ór eyleyenden daha z├ólim kimdir ki? Kitaptan nasipleri neyse eri┼čecek onlara; sonunda canlar─▒n─▒ almak i├žin el├žilerimiz, onlara gelip ├žat─▒nca Allah'─▒ b─▒rak─▒p da kulluk etti─činiz, kendilerini ├ža─č─▒r─▒p durdu─čunuz putlar Nerede diyecekler. Onlar da kaybolup gittiler diyecekler ve k├ófir olduklar─▒na d├óir kendileri, kendilerinin aleyhinde tan─▒kl─▒k edecekler.

38- Cinlerden ve insanlardan, sizden ├Ânce gelip ge├žen ├╝mmetler aras─▒nda siz de girin ate┼če diyecek. Her ├╝mmet, ate┼če girdik├že kendi dinda┼č─▒na l├ónet edecek, sonunda birbiri ard─▒nca hepsi de orada toplanacak. Son girenler, evvelce girenler i├žin Rabbimiz diyecekler, i┼čte bunlar bizi do─čru yoldan ├ž─▒kard─▒, bir kat daha fazla az├ób et onlara. Her z├╝mre i├žin diyecek, kat-kat fazla azap var ama siz bilmezsiniz.

39- Evvelce girenler, sonrakilere diyecekler ki: Sizin bir ├╝st├╝nl├╝─č├╝n├╝z yok bize, kazand─▒─č─▒n─▒z su├žlar y├╝z├╝nden tad─▒n az├ób─▒.

40- ├éyetlerimizi yalan say─▒p onlara inanmaya tenezz├╝l etmeyenlere g├Âk kap─▒lar─▒ kesin olarak a├ž─▒lmaz ve deve i─čne yoradam─▒ndan ge├žer de onlar gene cennete giremezler ve biz, m├╝crimleri i┼čte b├Âyle cez├óland─▒r─▒r─▒z.

41- Onlara, cehennemde ate┼čten d├Â┼čekler, ├╝stlerinde de ate┼čten ├Ârt├╝ler var ve biz, z├ólimleri b├Âyle cez├óland─▒r─▒r─▒z.

42- ─░nananlara ve iyi i┼člerde bulunanlara gelince; hi├ž kimseye takatinden a┼č─▒r─▒ bir teklifte bulunmay─▒z, onlard─▒r cennet ehli ve orada ebed├« kal─▒r onlar.

43- G├Ân├╝llerindeki kini, hasedi gideririz, bulunduklar─▒ yerlerin alt─▒ndan ─▒rmaklar akar ve hamd Allah'a ki derler, do─čru yolu buldurdu da bu n├«metlere kavu┼čturdu bizi; Allah hid├óyet etmeseydi do─čru yolu bulamazd─▒k; andolsun ki Rabbimizin peygamberleri ger├žek olarak geldiler ve onlara i┼čte yapt─▒─č─▒n─▒z i┼člere kar┼č─▒l─▒k m├«ras olarak elde etti─činiz cennet diye nid├ó edilir.

44- Cennet ehli, cehennem ehline biz, Rabbimiz bize neler vaadettiyse ger├žek olarak hepsini bulduk, hepsini elde ettik, siz de Rabbinizin size vaadetti─čini ger├žek bir s├╗rette elde ettiniz mi diye nid├ó eder, onlar da evet derler, derken aralar─▒nda bir m├╝n├ód├«, Allah'─▒n l├óneti z├ólimlere diye ba─č─▒r─▒r.

45- O z├ólimlere ki halk─▒ Allah yolundan menederlerdi o yolun e─čri bir h├óle gelmesini isterlerdi ve onlar ├óhireti ink├ór ederlerdi.

46- Cennetliklerle cehennemlikler aras─▒nda bir ├Ârt├╝ var ve A'r├óf ├╝st├╝nde erler var ki herkesi, y├╝zlerinden tan─▒rlar ve cennet ehline esenlik size diye nid├ó ederler. Onlar, hen├╝z cennete girmemi┼člerdir ama girmeyi umarlar.

47- G├Âzleri cehennemler taraf─▒na ili┼čince Rabbimiz derler, bizi zulmeden kavimle ber├óber etme.

48- A'r├óf erleri, y├╝zlerinden tan─▒d─▒klar─▒ ki┼čilere nid├ó edip derler ki: Ne mal─▒n─▒z─▒n ├žok olu┼ču, ne say─▒n─▒z─▒n fazla bulunu┼ču, ne de kulluk etmeye tenezz├╝l etmeyip ululanman─▒z bir fayda vermedi size.

49- Allah, onlar─▒ rahmetine n├óil etmez diye yemin etti─činiz ki┼čiler, bunlar de─čil miydi? Sonra bunlara girin cennete denir, ne korku vard─▒r size, ne de mahzun olursunuz.

50- Cehennem ehli, cennet ehline bize biraz su verin, yahut Allah'─▒n sizi r─▒z─▒kland─▒rd─▒─č─▒ ┼čeylerden bize de ihs├ón edin diye ba─č─▒r─▒rlar. Cennetlikler, ┼č├╝phe yok ki derler, Allah suyu da, bize verdiklerini de k├ófirlere har├óm etmi┼čtir.

51- Onlar, dinlerini e─člence ve oyun saym─▒┼člard─▒r, d├╝ny├ó ya┼čay─▒┼č─▒, onlar─▒ aldatm─▒┼čt─▒r. Onlar, nas─▒l bug├╝ne kavu┼čacaklar─▒n─▒ unutup bile-bile ├óyetlerimizi ink├ór ettilerse biz de bug├╝n onlar─▒ unuturuz.

52- Biz onlara ├Âyle bir kitap g├Ânderdik ki onu bilgiyle a├ž─▒klad─▒k, o kitapta, ne laz─▒msa hepsini bildirdik, inananlara do─čru yolu g├Âsterir ve rahmettir.

53- Onlar, kitapta s├Âylenenlerin gelip ├ž─▒kmas─▒n─▒ m─▒ bekliyorlar ancak? Bir g├╝n o s├Âylenen ┼čeyler, o s├Âzlerin sonucu gelecek de evvelce onu unutanlar, ger├žekten de Rabbimizin peygamberleri diyecekler, hak olarak gelmi┼člerdi; ┼čimdi ┼čefaat├žilerden biri var m─▒ ki ┼čefaat etsin bize, yahut da tekrar d├╝ny├óya d├Ânmemize imk├ón verilse de oradayken yapt─▒─č─▒m─▒z i┼člerden ba┼čka i┼čler yapsak. Ger├žekten de kendilerine yaz─▒k etmi┼člerdir, asl─▒ yokken inan─▒p durduklar─▒ mabutla da onlar─▒ b─▒rakm─▒┼č, kaybolup gitmi┼čtir.

54- ┼×├╝phe yok, Rabbimiz, ├Âyle bir AllahÔÇÖt─▒r ki g├Âkleri ve yery├╝z├╝n├╝ alt─▒ g├╝nde yaratm─▒┼čt─▒r da sonra Ar┼ča h├ókim ve mutasarr─▒f olmu┼čtur; aceleyle ve durmadan geceyi takib eden g├╝nd├╝ze gecenin ├Ârt├╝s├╝n├╝ atar, o ├Ârt├╝yle ├Ârter onu ve g├╝ne┼č de onun emrine r├óm olmu┼čtur, ay da, y─▒ld─▒zlar da. ─░yice bil ki yarat─▒┼č da onun, buyruk da; ├ólemlerin Rabbi Allah'─▒n ┼čan─▒ ne de y├╝cedir.

55- Du├ó edin Rabbinize yalvar─▒p yakararak gizlice. ┼×├╝phe yok ki o, du├óda haddini a┼čanlar─▒ sevmez.

56- D├╝zene girdikten sonra yery├╝z├╝nde bozgunculukta bulunmay─▒n ve ona, az├ób─▒ndan korkarak, l├╗tfunu da umarak du├ó edin. ┼×├╝phe yok ki Allah'─▒n rahmeti, iyilik edenlere pek yak─▒nd─▒r.

57- ├ľyle bir mabuttur ki rahmetinden ├Ânce m├╝jdeci olarak r├╝zg├órlar─▒ yollar. Sonucu r├╝zg├órlar, a─č─▒r ya─čmur bulutlar─▒n─▒ y├╝klenince onlar─▒ ├Âlm├╝┼č bir ├╝lkeye sevk ederiz, oraya b├Âylece ya─čmur ya─čd─▒r─▒r─▒z da her ├že┼čit meyveler yeti┼čtiririz. D├╝┼č├╝n├╝n de ibret almaya bak─▒n, ├ž├╝nk├╝ biz, ├Âl├╝y├╝ de i┼čte b├Âyle diriltiriz.

58- Temiz ├╝lkenin nebat─▒, Rabbinin izniyle ├ž─▒kar, ├žorak yerdense pek az bir mahsul elde edilir. ─░┼čte biz, ┼č├╝kreden toplulu─ča delillerimizi bu ├že┼čit tekrar edip durmaday─▒z.

59- Andolsun ki N├╗h'u, kavmine peygamber olarak g├Ânderdik de ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, ondan ba┼čka bir mabudunuz yoktur. ┼×├╝phe yok ki ben, b├╝y├╝k bir g├╝n├╝n az├ób─▒na u─črayaca─č─▒n─▒zdan korkuyorum.

60- Kavminden ileri gelenler, ┼č├╝phe yok ki dediler, biz seni apa├ž─▒k bir sap─▒kl─▒k i├žine dalm─▒┼č g├Ârmedeyiz.

61- O, ey kavmim dedi, bende sap─▒kl─▒k yok, fakat ben, ├ólemlerin Rab-binden gelen bir el├žiyim.

62- Rabbimin bildirdi─či haberleri size tebli─č etmede ve size ├Â─č├╝t vermedeyim ve Allah bana bildiriyor da sizin bilmedi─činiz ┼čeyleri biliyorum ben.

63- Sizi korkutmak, sak─▒nman─▒z─▒ temin etmek ve b├Âylece de rahmete n├óil olman─▒z─▒ sa─člamak i├žin i├žinizden birisine Rabbinizden vahiy gelmesine ┼ča┼č─▒yor musunuz?

64- Fakat onlar, onu ink├ór ettiler, yalanc─▒ sayd─▒lar, biz de onu ve onunla ber├óber gemide bulunanlar─▒ kurtard─▒k ve ├óyetlerimizi yalanlayanlar─▒ suya bo─čduk. ┼×├╝phe yok ki onlar k├Âr bir kavimdi.

65- ├éd kavmine karde┼čleri H├╗d'u yollad─▒k da ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, ondan ba┼čka bir mabudunuz yoktur. H├ól├ó m─▒ ├žekinmeyeceksiniz?105

66- Kavminin k├ófir olanlar─▒ndan ileri gelenler, ┼č├╝phe yok ki dediler, biz seni sap─▒kl─▒k, bilgisizlik i├žine dalm─▒┼č g├Ârmedeyiz ve san─▒yoruz ki yalanc─▒lardans─▒n sen.

67- O, ey kavmim dedi, bende sap─▒kl─▒k, bilgisizlik yok, fakat ben, ├ólemlerin Rabbinden gelen bir el├žiyim.

68- Rabbimin bildirdi─či haberleri size tebli─č etmedeyim ve ben size emniyet edilecek bir ├Â─č├╝t├ž├╝y├╝m.

69- Sizi korkutmak i├žin i├žinizden birisine Rabbinizden vahiy gelmesine ┼ča┼č─▒yor musunuz? Hat─▒rlay─▒n ki sizi N├╗h kavminden sonra h├╝k├╝md├ór etti, boy-pos, kuvvet-kudret bak─▒m─▒ndan da onlardan ├╝st├╝n etti sizi. Siz de Allah'─▒n n├«metlerini an─▒n da mur├ód─▒n─▒za erin, kurtulun.

70- Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemizi ve atalar─▒m─▒z─▒n tapt─▒klar─▒n─▒ b─▒rakmam─▒z─▒ sa─člamak i├žin mi geldin? Do─čru s├Âyleyenlerdensen tehd├«t etti─čin ┼čeyi meydana getir bakal─▒m.

71- O, Rabbinizden az├óba ve gazaba u─čramay─▒ hakettiniz dedi, Allah'─▒n, haklar─▒nda hi├žbir delil indirmedi─či ve ancak sizin ve atalar─▒n─▒z─▒n takt─▒─č─▒ birtak─▒m adlar i├žin benimle ├žeki┼čmeye kalk─▒yorsunuz demek, o halde bekleyin, ┼č├╝phe yok ki ben de sizinle ber├óber bekleyenlerdenim.

72- Onu ve onunla ber├óber olanlar─▒ rahmetimizle kurtard─▒k da ├óyetlerimizi yalanlayanlar─▒n ve inanmayanlar─▒n k├Âk├╝n├╝ kestik.

73- Sem├╗d'a da karde┼čleri S├ólih'i g├Ânderdik. Ey kavmin dedi, Allah'a kulluk edin, ondan ba┼čka bir mabudunuz yoktur. Rabbinizden size apa├ž─▒k bir delil gelmi┼čtir, i┼čte ┼ču Allah'─▒n mahl├╗ku di┼či deve, size bir mucizedir o. B─▒rak─▒n da Allah'─▒n yaratt─▒─č─▒ yery├╝z├╝nde otlay─▒p dursun ve ona k├Ât├╝l├╝kle dokunmay─▒n, sonra sizi elemli bir az├óba u─črat─▒r.

74- Hat─▒rlay─▒n ki sizi ├éd kavminden sonra h├╝k├╝md├ór etti ve yery├╝z├╝ne yerle┼čtirdi, ovalar─▒nda k├Â┼čkler kuruyor, da─člar─▒nda, kayalar─▒ yontup evler yap─▒yorsunuz. Allah'─▒n n├«metlerini an─▒n ve yery├╝z├╝nde bozgunculuk etmeyin.

75- Kavminin ileri gelenlerinden olup iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler, ├óciz say─▒p hor g├Ârd├╝kleri kimselerden ona iman etmi┼č olanlara, siz S├ólih'i, Rabbinden g├Ânderilmi┼č mi biliyorsunuz dediler. Onlar da biz dediler, onun v├ós─▒tas─▒yla g├Ânderilenlere inand─▒k.

76- O ululanmak isteyenler, o kibirliler, dediler ki: Hi├ž ┼č├╝phe yok ki biz, sizin inand─▒klar─▒n─▒z─▒ ink├ór ettik, k├ófir olduk.

77- Di┼či deveyi, ayaklar─▒n─▒ kesip ├Âld├╝rd├╝ler ve Rablerinin emrinden ├ž─▒kt─▒lar, isyan ettiler ve ey S├ólih dediler, peygamberlerdensen tehd├«d etti─čin ┼čeyi yap bize bakal─▒m.

78- Derken onlar ┼čiddetli bir sesle az├óba u─črad─▒lar, yurtlar─▒nda diz ├ž├Âkm├╝┼č bir halde y├╝z├╝koyun kapanarak hel├ók olup gittiler.

79- S├ólih, onlardan y├╝z ├ževirdi de ey kavmim dedi, andolsun ki ben size Rabbimin bildirdi─či haberleri tebli─č ettim ve ├Â─č├╝t verdim ama siz ├Â─č├╝t verenleri sevmiyorsunuz.

80- L├╗t'u da g├Ânderdik ve hani kavmine demi┼čti ki: Sizden ├Ânce ├ólemlerde hi├žbir kimsenin yapmad─▒─č─▒ k├Ât├╝l├╝─č├╝ m├╝ yapacaks─▒n─▒z?107

81- ├ç├╝nk├╝ siz kad─▒nlar─▒ b─▒rak─▒p ┼čehvetle erkekleri kullanmadas─▒n─▒z ve siz, ancak haddini a┼čm─▒┼č bir kavimsiniz.

82- Kavminin cev├ób─▒ ancak ┼ču s├Âz olmu┼čtu, onlar─▒ ┼čehrinizden ├ž─▒kar─▒n demi┼člerdi, onlar pek fazla temiz olmak isteyen ki┼čiler.

83- Onu ve akRabas─▒n─▒ kurtard─▒k, ancak kar─▒s─▒ kurtulmad─▒ ve o, kavmiyle kalanlardand─▒.

84- Onlara ya─čmur gibi ta┼č ya─čd─▒rd─▒k, bak da g├Âr su├žlular─▒n sonucu ne olmu┼č.

85- Medyen'e de karde┼čleri ┼×uayb'i g├Ânderdik de ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, ondan ba┼čka bir mabudunuz yoktur. Rabbinizden apa├ž─▒k bir delil gelmi┼čtir size, art─▒k kileyi do─čru ├Âl├ž├╝n, teraziyi do─čru tart─▒n, insanlar─▒n haklar─▒n─▒ yemeyin ve d├╝zene girdikten sonra yery├╝z├╝nde bozgunculuk etmeyin. ─░nanm─▒┼čsan─▒z bunlar, daha hay─▒rl─▒d─▒r size.

86- ─░nananlar─▒ tehd├«t ederek Allah yolundan menetmek ve o yolun e─čri bir h├óle gelmesini sa─člamak i├žin her yolun ba┼č─▒nda oturup pusu kurmaya kalkmay─▒n ve hat─▒rlay─▒n o zam├ón─▒ ki azl─▒kt─▒n─▒z, o sizi ├žo─čaltt─▒. Bozgunculukta bulunanlar─▒n sonu├žlar─▒ ne olmu┼č, ne hale gelmi┼čler, bak─▒n da g├Âr├╝n.

87- Sizin bir k─▒sm─▒n─▒z, benimle g├Ânderilene inan─▒r, bir k─▒sm─▒n─▒z inanmazsa Allah, aram─▒zda h├╝kmedinceye dek sabredin ve o, h├╝kmedenlerin en hay─▒rl─▒s─▒d─▒r.

88- Kavminin ileri gelenlerinden olup iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler, ey ┼×uayb dediler, mutlaka seni de, sana inananlar─▒ da hep ber├óber ya ┼čehrimizden ├ž─▒karaca─č─▒z, yahut da bizim dinimize d├Ânersiniz. O da dedi ki: Biz istemesek de zorla m─▒ yapacaks─▒n─▒z bunu?

89- Fakat Allah bizi ondan kurtard─▒ktan sonra tutar da tekrar sizin dininize d├Ânersek yalan yere Allah'a iftir├ó etmi┼č oluruz. Art─▒k o dine d├Ânmemize imk├ón yok, me─čer ki Rabbimiz olan Allah dileye. Rabbimizin bilgisi her ┼čeye yeter, her ┼čeyi ┼č├ómildir. Allah'a dayand─▒k biz. Rabbimiz, sen bizimle kavmimizin aras─▒nda ger├žek olan─▒ h├╝kmet ve sen, h├╝kmedenlerin en hay─▒rl─▒s─▒s─▒n.

90- Kavminin ileri gelenlerinden k├ófir olanlar, ┼×uayb'e uydu─čunuz takd├«rde andolsun ki dediler, zarara u─črars─▒n─▒z.

91- Derken, ┼čiddetli bir depremle az├óba u─črad─▒lar, yurtlar─▒nda diz ├ž├Âkm├╝┼č bir halde y├╝z├╝koyun kapanarak hel├ók olup gittiler.

92- ┼×uayb'i yalanlayanlar, sanki oralarda hi├ž oturmam─▒┼člar, hi├ž ya┼čamam─▒┼člard─▒, ┼×uayb'i yalanlayanlar, as─▒l zarara u─čram─▒┼člard─▒.

93- ┼×uayb, onlardan y├╝z ├ževirdi de ey kavmim dedi, andolsun ki ben size Rabbimin bildirdi─či haberleri tebli─č ettim ve ├Â─č├╝t verdim. Art─▒k k├ófir bir kavme nas─▒l ac─▒klanabilirim?

94- Hi├žbir ┼čehre peygamber g├Ândermedik ki oran─▒n halk─▒n─▒, yola gelsinler de yalvar─▒p yakars─▒nlar diye can ve malca bir s─▒k─▒nt─▒ya, bir az├óba u─čratmayal─▒m.

95- Sonra da k├Ât├╝l├╝k yerine iyilik verdik, ├žo─čald─▒lar ve atalar─▒m─▒z da malca zarara u─čram─▒┼člard─▒, geni┼čli─če kavu┼čmu┼člard─▒, bu, b├Âyledir dediler de ans─▒z─▒n onlar─▒ az├óba u─čratt─▒k, anlamad─▒lar bile.

96- Memleketlerin halk─▒ inansalar ve ├žekinselerdi g├Âky├╝z├╝nden ├╝stlerine bereket ya─čd─▒r─▒r, yery├╝z├╝nden bereket f─▒┼čk─▒rt─▒rd─▒k, fakat ink├ór ettiler de kazand─▒klar─▒ su├ž y├╝z├╝nden onlar─▒ az├óba u─čratt─▒k.

97- Memleketlerdeki halk, uykuya dalm─▒┼čken geceleyin ans─▒z─▒n az├ób─▒m─▒z─▒n gelip ├žatmayaca─č─▒ndan emin mi?

98- Yahut memleketlerdeki halk, ku┼čluk ├ža─č─▒ oynay─▒p dururken az├ób─▒m─▒z─▒n birdenbire gelmeyece─činden emin mi?

99- B├╝t├╝n bunlardan sonra Allah az├ób─▒ndan emin mi olurlar? Allah az├ób─▒ndan emin olanlar, ancak zarara u─čram─▒┼č topluluklard─▒r.

100- Oralarda ya┼čayanlar─▒n hel├ókinden sonra m├«raslar─▒na konarak yurtlar─▒n─▒ elde edenler, h├ól├ó anlamazlar m─▒ ki dilersek, su├žlar─▒ y├╝z├╝nden onlar─▒ da mus├«betlere u─črat─▒r─▒z ve kalplerini m├╝h├╝rleriz de i┼čitmezler.

101- ─░┼čte bu yurtlara ├óit b├óz─▒ vuku├ót─▒ anlatmaday─▒z sana. Andolsun ki peygamberleri, apa├ž─▒k delillerle geldi onlara, fakat ├Ânce ink├ór ettikleri, yalan sayd─▒klar─▒ ┼čeylere inanmad─▒lar. ─░┼čte Allah, k├ófirlerin g├Ân├╝llerini b├Âyle m├╝h├╝rler.

102- Onlar─▒n ├žo─čunu, s├Âzlerinde durur bulmad─▒k ve ├žo─čunu ancak hadlerini a┼čm─▒┼č k├Ât├╝ ki┼čiler bulduk.

103- Onlardan sonra da M├╗s├ó'y─▒, delillerimizle Firavun'a ve Firavun'un kavminden ileri gelenlere g├Ânderdik, fakat kendilerine zulmetti onlar, bak da g├Âr, bozguncular─▒n sonucu ne olmu┼čtur.

104- M├╗s├ó dedi ki: Ey Firavun, ┼č├╝phe yok ki ben, ├ólemlerin Rabbin-den gelen bir peygamberim.

105- Allah hakk─▒nda ancak ger├žek s├Âz├╝ s├Âylemem bor├žtur bana. Rabbi-nizden apa├ž─▒k bir delille geldim size, ─░srailo─čullar─▒n─▒ benimle g├Ânder.

106- Firavun, apa├ž─▒k delille geldiysen ve do─čru s├Âz s├Âyleyenlerdensen g├Âster o delili dedi.

107- M├╗s├ó, sopas─▒n─▒ yere att─▒, derken sopa apa┼čik├ór kocaman bir y─▒lan oldu.

108- Elini koltu─čuna sokup ├ž─▒kar─▒nca bakanlar g├Ârd├╝ler ki bembeyaz, par─▒l-par─▒l parlayan bir el.

109- Firavun'un kavminden ileri gelenlerin bir k─▒sm─▒, ger├žekten de dediler, bu, bilgili bir b├╝y├╝c├╝.

110- Sizi yerinizden, yurdunuzdan ├ž─▒karmak istiyor, ne buyurursunuz ┼čimdi?

111- Onunla karde┼čini al─▒koy da dediler, ┼čehirlere adamlar g├Ânder.

112- Ne kadar bilgili b├╝y├╝c├╝ varsa hepsini tap─▒na getirsinler.

113- B├╝y├╝c├╝ler, Firavun'un tap─▒s─▒na geldiler ve ├╝st gelirsek elbette m├╝k├ófat var bize, de─čil mi dediler.

114- Evet dedi Firavun ve siz, mutlaka yak─▒nlar─▒mdan olacaks─▒n─▒z.

115- Dediler ki y├ó M├╗s├ó, sen mi sopan─▒ atacaks─▒n, biz mi atal─▒m ├Ânce?

116- Siz at─▒n dedi. Att─▒klar─▒ anda halk─▒n g├Âz├╝n├╝ boyad─▒lar, korkuttular ve b├╝y├╝k bir b├╝y├╝ yapt─▒lar.

117- M├╗s├ó'ya, at sopan─▒ diye vahyettik. At─▒nca koca bir y─▒lan ┼čekline giren sopa, onlar─▒n yalanc─▒ktan meydana ├ž─▒kard─▒klar─▒n─▒ yuttu, hepsini silip s├╝p├╝rd├╝.

118- B├Âylece de hak ├╝st├╝n oldu, yerine geldi ve yapt─▒klar─▒ ┼čeyler, mahvolup gitti.

119- Oracıkta yenildiler ve hor-hakıyr bir halde yaptıklarından ferâgat ettiler.

120- Ve b├╝y├╝c├╝ler, hep birden secdeye kapand─▒lar da.

121- İnandık dediler, âlemlerin Rabbine.

122- Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbine.

123- Firavun, ben size izin vermeden ├Ânce ona inan─▒yor musunuz dedi, bu, ┼č├╝phe yok ki halk─▒n─▒ oradan ├ž─▒karmak i├žin ┼čehirde kurup d├╝zd├╝─č├╝n├╝z bir d├╝zen; yak─▒nda ne yapaca─č─▒m─▒ ├Â─črenirsiniz.

124- Ellerinizi, ayaklar─▒n─▒z─▒ ├žaprazvari kestirece─čim, sonra da hepinizi ast─▒raca─č─▒m.

125- ┼×├╝phe yok ki dediler, biz d├Ân├╝p Rabbimizin tap─▒s─▒na varaca─č─▒z.

126- Sen bizden, ancak Rabbimizin delilleri gelince onlara inand─▒k diye ├Âc alacaks─▒n. Rabbimiz, ├╝st├╝m├╝ze ya─čd─▒r─▒rcas─▒na sab─▒r ver bize ve bizi M├╝sl├╝man olarak ├Âld├╝r.

127- Firavun'un kavminden ileri gelenler, M├╗s├ó'y─▒ ve kavmini, yery├╝z├╝nde bozgunculuk etsinler, senden ve tapt─▒klar─▒ndan y├╝z ├ževirsinler diye mi b─▒rak─▒yorsun dediler. Firavun gene onlar─▒n o─čullar─▒n─▒ ├Âld├╝r├╝r, kad─▒nlar─▒n─▒ b─▒rak─▒r─▒z ve ┼č├╝phe yok ki biz, onlardan ├╝st├╝n├╝z ve kudret sahibiyiz dedi.

128- M├╗s├ó, kavmine dedi ki: Allah'tan yard─▒m dileyin ve sabredin. ┼×├╝phe yok ki yery├╝z├╝ Allah'─▒nd─▒r, kullar─▒ndan diledi─čine m├«ras olarak kal─▒r ve sonu├ž, ├žekinenlerindir.

129- Sen gelmeden ├Ânce de eziyet ├žektik, geldikten sonra da ├žekiyoruz dediler. M├╗s├ó, umar─▒m ki dedi, Rabbiniz, d├╝┼čmanlar─▒n─▒z─▒ hel├ók eder, yery├╝z├╝nde h├╝k├╝md├ór eder sizi de neler yapaca─č─▒n─▒za bakar, dener sizi.

130- Andolsun ki biz, d├╝┼č├╝n├╝p ibret als─▒nlar diye Firavun'u ve soyunu y─▒llarca kurakl─▒─ča ve k─▒tl─▒─ča u─čratt─▒k.

131- Onlara bir iyilik gelince hakk─▒m─▒zd─▒ bu z├óten derler, bir k├Ât├╝l├╝k geldi mi M├╗s├ó'n─▒n ve onunla ber├óber bulunanlar─▒n u─čursuzlu─čuna verirlerdi. ─░yice bil ki u─črad─▒klar─▒ u─čursuzluk, Allah'tand─▒, fakat ├žo─ču bilmezdi bunu.

132- Bizi b├╝y├╝lemek, kand─▒rmak i├žin hangi delili g├Âsterirsen g├Âster demi┼člerdi, biz sana inanmayaca─č─▒z.

133- Bunun ├╝zerine, ayr─▒-ayr─▒ mucize olmak ├╝zere onlara tufan, ├žekirge, ha┼čer├ót, kurba─ča ve kan g├Ânderdik, fakat ululan─▒p inanmaya tenezz├╝l etmediler ve z├óten de su├žlu bir topluluktu onlar.

134- Az├óba u─čray─▒nca y├ó M├╗s├ó diyorlard─▒; ic├óbet edece─čine d├óir verdi─či s├Âze uyarak Rabbine du├ó et de bizden bu bel├óy─▒ defetsin, muhakkak sana inanaca─č─▒z ve ─░srailo─čullar─▒n─▒ seninle g├Ânderece─čiz.

135- U─črayacaklar─▒ son bel├óyadek ├╝stlerine ├ž├Âken mus├«beti giderdik mi derhal yeminlerini bozuyorlard─▒.

136- Sonucu ├Âc ald─▒k onlardan ve delillerimizi yalanlad─▒klar─▒, onlardan gaflet ettikleri i├žin hepsini de denize garkettik.

137- Zay─▒f, hor-h├ókir bir hale getirilen kavme, yery├╝z├╝n├╝n feyiz ve bereket ihs├ón etti─čimiz do─čular─▒n─▒ da, bat─▒lar─▒n─▒ da m├«ras olarak verdik ve sabrettiklerinden dolay─▒ Rabbinin, ─░srailo─čullar─▒na verdi─či g├╝zel s├Âz, tamamland─▒, yerine geldi ve Firavun'la kavminin yapt─▒klar─▒n─▒, y├╝kselttiklerini y─▒k─▒p mahvettik.

138- ─░srailo─čullar─▒n─▒ denizden ge├žirdik de putlara tapmakta olan bir toplulu─ča rastlad─▒lar. Y├ó M├╗s├ó dediler, onlar─▒n tapt─▒─č─▒ putlar gibi bize de putlar yap. M├╗s├ó, ┼č├╝phe yok ki dedi, siz bilgisiz bir kavimsiniz.

139- Onlar─▒n tapt─▒klar─▒ da hel├ók olup gitmi┼čtir, yapt─▒klar─▒ da bo┼čtur.

140- Sizi ├ólemlerden ├╝st├╝n k─▒ld─▒─č─▒ halde Allah'tan ba┼čka bir mabut mu ar─▒yorsunuz?

141- Hani sizi Firavun soyundan kurtarm─▒┼čt─▒k. Size en a─č─▒r i┼čkenceleri yap─▒yorlard─▒, a┼ča─č─▒l─▒k bir hale getiriyorlard─▒ sizi, o─čullar─▒n─▒z─▒ ├Âld├╝r├╝yorlar da kad─▒nlar─▒n─▒z─▒ b─▒rak─▒yorlard─▒ ve bunda da Rabbinizden b├╝y├╝k bir s─▒nama vard─▒ size.

142- M├╗s├ó ile otuz gece m├╝n├ócatta bulunmay─▒ s├Âzle┼čmi┼čtik de bu v├ódeyi, on gece daha katarak tamamlam─▒┼čt─▒k b├Âylece Rabbinin t├óyin etti─či m├╝ddet, k─▒rk geceyi bulmu┼čtu ve M├╗s├ó, karde┼či H├ór├╗n'a, kavmimin i├žinde benim yerime ge├ž, onlar─▒ d├╝zene koy ve bozguncular─▒n yoluna uyma demi┼čti.

143- M├╗s├ó, t├óyin etti─čimiz vakitte gelip Rabbi onunla konu┼čunca Rabbim demi┼čti, bana g├Âr├╝n de bakay─▒m sana. Rabbi, beni kesin olarak g├Âremezsin sen demi┼čti, fakat ┼ču da─ča bak, e─čer yerinde duRabilirse g├Ârebilirsin beni. Derken Rabbi, da─ča tecell├« edince da─č, yerle bir oldu ve M├╗s├ó bay─▒l─▒p yere y─▒─č─▒ld─▒. Kendisine gelince de seni noksan s─▒fatlardan tenz├«h ederim dedi, t├Âvbe ettim sana ve ben, inananlar─▒n ilkiyim.

144- Tanr─▒, y├ó M├╗s├ó dedi, ben sana peygamberlik vererek ve seninle konu┼čarak b├╝t├╝n insanlara ├╝st├╝n ettim seni, se├žtim seni, sana verdi─čimi al ve ┼č├╝kredenlerden ol.

145- Tevrat levihlerinde, her ┼čeye ait ├Â─č├╝d├╝, her ┼čeyi a├ž─▒klayan h├╝k├╝mleri yazd─▒k ve azimle, kuvvetle al bunu dedik, kavmine de emret; en g├╝zel h├╝k├╝mleriyle amel etsinler; haddi a┼čan, buyruktan ├ž─▒kan k├Ât├╝ ki┼čilerin yurtlar─▒n─▒ da yak─▒nda g├Âsterece─čiz.

146- Yery├╝z├╝nde haks─▒z yere ululuk satanlara ├óyetlerimizi idr├ók ettirmeyece─čiz, z├óten onlar, hangi delili g├Ârseler inanmazlar, do─čru yolu g├Ârseler o yola gitmezler, fakat azg─▒nl─▒k yolunu g├Ârd├╝ler mi hemen o yola gitmeye koyulurlar; bu da ├óyetlerimizi yalan saymalar─▒ndan ve onlardan gaflet etmelerinden ileri gelir.

147- ├éyetlerimizi ve ├óhiret g├╝n├╝ne ula┼čmay─▒ yalan sayanlar─▒n b├╝t├╝n yapt─▒klar─▒ bo┼ča gider. ─░┼čledikleri k├Ât├╝l├╝klerin kar┼č─▒l─▒─č─▒ neyse ondan ba┼čka bir┼čeyle mi cez├ólan─▒r onlar?

148- M├╗s├ó'n─▒n kavmi, o gittikten sonra ziynet e┼čyas─▒ndan bir buza─č─▒ yapt─▒lar. O buza─č─▒, b├Â─č├╝r├╝yordu da. O buza─č─▒n─▒n kendileriyle konu┼čmayaca─č─▒n─▒, onlara do─čru yolu g├Âstermeyece─čini g├Âr├╝p anlamad─▒lar m─▒ da ona sar─▒ld─▒lar ve kendilerine k─▒yd─▒lar, yaz─▒k ettiler.112

149- Adamak─▒ll─▒ n├ódim olup do─čru yoldan sap─▒tt─▒klar─▒n─▒ g├Âr├╝nce de Rabbi-miz ac─▒mazsa bize ve yarl─▒gamazsa bizi mutlaka ziyank├órlardan olaca─č─▒z dediler.

150- M├╗s├ó, k─▒zg─▒n bir halde ac─▒klanarak kavmine d├Ân├╝nce dedi ki: Benden sonra ne de k├Ât├╝ bir i┼č i┼člediniz, Rabbinizin vaadetti─či m├╝ddet bitmeden acele mi ettiniz? Ve levihleri at─▒p karde┼činin sa├ž─▒ndan, sakal─▒ndan tutarak kendisine do─čru ├žekmeye ba┼člad─▒. H├ór├╗n, anam o─člu dedi, bu kavim, ger├žekten de ├óciz b─▒rakt─▒ beni, az kald─▒ ki ├Âld├╝r├╝yorlard─▒ da, onun i├žin bana bu harekette bulunup d├╝┼čmanlar─▒ sevindirme ve beni zulmeden kavimle ber├óber tutma.

151- M├╗s├ó, Rabbim dedi, beni ve karde┼čimi yarl─▒ga ve rahmetine al bizi, sen merhametlerin en merhametlisisin.

152- Buza─č─▒y─▒ mabud edinenler, Rablerinden bir gazaba u─črayacaklar, d├╝ny├ó ya┼čay─▒┼č─▒nda a┼ča─č─▒l─▒k bir h├óle d├╝┼čeceklerdir ve biz, iftir├óc─▒lar─▒ b├Âyle cez├óland─▒r─▒r─▒z.

153- K├Ât├╝ i┼čler yapt─▒ktan sonra t├Âvbe edip inananlara gelince: ┼×├╝phe yok ki Rabbin, t├Âvbeden sonra su├žlar─▒ mutlaka ├Ârter, rah├«mdir.

154- M├╗s├ó'n─▒n ├Âfkesi yat─▒┼č─▒nca levihleri ald─▒. Tevrat'─▒n yaz─▒l─▒ oldu─ču o levihlerde, hid├óyet ve rahmet, Rablerinden korkanlara aittir diye de yaz─▒lm─▒┼čt─▒.

155- Ve M├╗s├ó, kendisine v├óde verdi─čimiz yere g├Ât├╝rmek ├╝zere kavminden yetmi┼č ki┼či se├žti. Derken bulunduklar─▒ yerde ┼čiddetli bir deprem ba┼člay─▒nca y├ó Rabbi dedi, dileseydin onlar─▒ da daha ├Ânce hel├ók ederdin, beni de. ─░├žimizdeki ak─▒ls─▒zlar─▒n i┼čledikleri su├ž y├╝z├╝nden bizi de mi hel├ók edeceksin? Bu, ancak senin bir s─▒namandan ba┼čka bir ┼čey de─čil. Onunla diledi─čini do─čru yoldan ├ž─▒kar─▒rs─▒n, diledi─čini do─čru yola sevk edersin. Sensin yard─▒mc─▒m─▒z ve sahibimiz, ├Ârt bizim su├žlar─▒m─▒z─▒ ve ac─▒ bize, sensin su├žlar─▒ ├Ârtenlerin en hay─▒rl─▒s─▒.

156- ┼×u d├╝ny├óda da iyilikler ver bize, ├óhirette de ve ┼č├╝phesiz ki sana y├Âneldik biz. Tanr─▒, diledi─čimi az├ób─▒ma u─črat─▒r─▒m dedi, fakat rahmetim, her ┼čeyi kaplam─▒┼čt─▒r da ├žekinenleri, zek├ót verenleri ve ├óyetlerime inananlar─▒ rahmetime mazhar ederim.

157- Onlar, ├Âyle ki┼čilerdir ki ellerindeki Tevrat'ta ve ─░ncil'de de yaz─▒lm─▒┼č olarak bulacaklar─▒ ┼čeri├ót s├óhibi ├ťmm├« Peygambere uyarlar ve o, onlara iyili─či emreder, k├Ât├╝l├╝kten nehy eder onlar─▒ ve temiz ┼čeyleri onlara hel├ól etmededir, pis ve k├Ât├╝ ┼čeyleri har├óm etmede. S─▒rtlar─▒ndaki a─č─▒r y├╝kleri indirmededir, ba─čland─▒klar─▒ zincirleri k─▒rmada. Art─▒k ona inananlar, onu ululayanlar, ona yard─▒m edenler ve ona indirilen ─▒┼č─▒─ča uyanlard─▒r kurtulanlar, muratlar─▒na erenler.113

158- De ki: Ey insanlar, ┼č├╝phe yok ki ben, Allah taraf─▒ndan sizin hepinize g├Ânderilmi┼č olan peygamberim; o, ├Âyle bir Allah't─▒r ki g├Âklerin saltanat ve tasarrufu da onundur, yery├╝z├╝n├╝n de. Ondan ba┼čka yoktur tapacak, odur dirilten ve ├Âld├╝ren. Art─▒k Allah'a ve Allah'─▒n s├Âzlerine inan─▒n ve ┼čer├«at s├óhibi ├ťmm├« Peygamberine inan─▒n ve uyun ona da do─čru yolu bulun.

159- M├╗s├ó kavminden bir topluluk vard─▒ ki halk─▒ do─čru yola sevk ederler ve ad├óletle mu├ómelede bulunurlard─▒.

160- Onlar─▒ on iki kab├«leye, on iki toplulu─ča b├Âld├╝k ve kavmi, M├╗s├ó'dan su isteyince ona, sopanla ta┼ča vur diye vahyettik, derken o ta┼čtan on iki kaynak akt─▒. Her topluluk, su i├žecekleri kayna─č─▒ belledi ve onlar─▒ bulutla g├Âlgelendirdik, onlara kudret helvas─▒yla b─▒ld─▒rc─▒n ku┼ču indirdik. Size r─▒z─▒k olarak verdi─čimiz ┼čeylerin temizlerini yiyin dedik. Onlar bize zulmedemediler, ancak kendilerine zulmettiler.114

161- Hani o zaman onlara, bu ┼čehirde yerle┼čin ve diledi─činiz yerde diledi─činiz ┼čeyi yiyin ve bu makam, su├žlar─▒n d├Âk├╝ld├╝─č├╝ makamd─▒r deyin, kap─▒dan yerlere kapan─▒rcas─▒na e─čilerek girin de su├žlar─▒n─▒z─▒ ├Ârtelim, iyi hareket edenlerin m├╝k├ófat─▒n─▒ daha da fazlas─▒yla verelim denmi┼čti.

162- Fakat onlardan zulmedenler, s├Âz├╝ kendilerine s├Âylendi─činden bamba┼čka bir tarza d├Âk├╝p de─či┼čtirdiler, biz de ettikleri zul├╝m y├╝z├╝nden onlara g├Âky├╝z├╝nden k├Ât├╝, pis bir az├ób indirdik.

163- Denize pek yak─▒n olan o ┼čehrin halk─▒na neler oldu, sor onlara. Hani onlar, cumartesi g├╝n├╝, emre isy├ón etmi┼člerdi, hani cumartesi g├╝nleri, bal─▒klar, su ├╝st├╝ne ├ž─▒k─▒yordu da cumartesiden ba┼čka g├╝nlerde onlara g├Âr├╝nm├╝yordu, emirden ├ž─▒kt─▒klar─▒ i├žin biz de onlar─▒ b├Âyle s─▒namadayd─▒k.

164- Hani onlardan bir topluluk, Allah'─▒n hel├ók edece─či, yahut da ┼čiddetle azapland─▒raca─č─▒ bir kavme ne diye ├Â─č├╝t verirsiniz demi┼čti de ├Â─č├╝t verenler, Rabbinize kar┼č─▒ bir ├Âz├╝r serdedebilelim ve belki de sak─▒n─▒rlar ├╝midiyle demi┼člerdi.

165- ├ľ─č├╝t├ž├╝lerin ├Â─č├╝tlerini unuttuklar─▒ zaman biz de, onlar─▒ k├Ât├╝l├╝kten nehyedenleri kurtard─▒k, zulmedenleriyse, emirden ├ž─▒kt─▒klar─▒ i├žin pek ┼čiddetli bir az├óba u─čratt─▒k.

166- Nehyedildikleri ┼čeyleri yapmakta ─▒sr├ór edince onlara a┼ča─č─▒l─▒k maymun olun dedik.

167- An o zaman─▒ ki Rabbin, k─▒y├ómet g├╝n├╝nedek onlara en k├Ât├╝ azapla azapland─▒racak olanlar─▒ g├Ânderece─čini kesin olarak bildirmi┼čti. ┼×├╝phe yok ki Rabbin, cez├óy─▒ pek tez verir ve ┼č├╝phe yok ki o, su├žlar─▒ ├Ârter, rah├«mdir.

168- Onlar─▒, yery├╝z├╝nde tak─▒m-tak─▒m topluluklar haline getirdik, da─č─▒tt─▒k. ─░├žlerinde iyileri var, onlardan daha a┼ča─č─▒ derecede bulunanlar─▒ var. Belki Tanr─▒ya d├Ânerler, itaate girerler diye de onlar─▒ iyiliklerle, k├Ât├╝l├╝klerle s─▒nad─▒k.

169- Onlardan sonra kitaba v├óris olan ├Âyle bir nesil geldi ki hem ┼ču d├╝nyan─▒n ge├žici matah─▒n─▒ al─▒rlar da elbette ilerde yarl─▒gan─▒r─▒z, su├žlar─▒m─▒z ├Ârt├╝l├╝r bizim derler, hem de gene ellerine ona benzer ge├žici bir matah ge├žse almakta devam ederler. Halbuki Allah'a kar┼č─▒ ancak ger├žek olan─▒ s├Âyleyeceklerine dair onlardan o kitab─▒n h├╝km├╝nce s├Âz al─▒nmam─▒┼č m─▒yd─▒ ve kitapta olanlar─▒ okuyup dururlar da. Halbuki ├óhiret yurdu, sak─▒nanlara daha hay─▒rl─▒d─▒r, h├ól├ó m─▒ akl─▒n─▒z ermiyor?

170- Kitaba sar─▒l─▒p namaz k─▒lanlara gelince: Biz, iyili─če ├žal─▒┼čanlar─▒n m├╝k├ófat─▒n─▒ z├óyi etmeyiz.

171- Hani biz, da─č─▒ ├ódet├ó bir g├Âlgelik gibi ├žekmi┼č, ├╝stlerine do─čru y├╝celtmi┼čtik de nerdeyse ├╝stlerine d├╝┼čecek sanm─▒┼člard─▒. Size verdi─čimiz kitab─▒ kuvvetle, azimle tutun, i├žinde ne varsa hat─▒rlay─▒p ona g├Âre hareket edin de sak─▒nanlardan olun demi┼čtik.

172- Hani Rabbin ├édemo─čullar─▒n─▒n s─▒rtlar─▒ndan z├╝rriyetlerini izh├ór etmi┼čti de kendilerini kendilerine tan─▒k tutarak ben, Rabbiniz de─čil miyim demi┼čti; onlar da evet, tan─▒─č─▒z, Rabbimizsin demi┼člerdi. Bu da k─▒y├ómet g├╝n├╝ bizim bundan haberimiz yoktu dememeniz.

173- Yahut da ancak atalar─▒m─▒z ┼čirk ko┼čtu ├Ânce ve biz onlardan sonra gelmi┼č bir soyuz; bizi de o bo┼č ve as─▒ls─▒z i┼člerde bulunanlar─▒n amelleri y├╝z├╝nden hel├ók m─▒ edeceksin gibi bir s├Âz s├Âylememeniz i├žindi.

174- Belki do─čru yola d├Ânersiniz diye ├óyetlerimizi i┼čte b├Âyle a├ž─▒klamaday─▒z.

175- Oku onlara kendisine delillerimizi ihs├ón etti─čimiz halde bile-bile onlar─▒ ink├ór edip, onlar─▒n h├╝km├╝nden s─▒yr─▒l─▒p ┼×eytan'a uyan ve hel├ók olana ├óit k─▒ssay─▒.

176- Dileseydik onu, delillerimizle y├╝celtirdik, fakat o, yery├╝z├╝ne sar─▒ld─▒ ve kendi iste─čine uydu. O t─▒pk─▒ k├Âpe─če benzer; ├╝st├╝ne var─▒p kovsan da dilini ├ž─▒kar─▒p solur, kendi haline b─▒raksan da dilini ├ž─▒kar─▒p solur. ─░┼čte bu hal, delillerimizi yalanlayan toplulu─čun haline benzer; sen ge├žmi┼člerin hallerini anlat onlara da belki iyice bir d├╝┼č├╝n├╝rler.

177- Ne de ├žirkin bir ├Ârnektir delillerimizi yalanlay─▒p kendilerine zulmedenlerin hali.

178- Allah, kimi do─čru yola sevkettiyse odur do─čru yolu bulan ve kimi yoldan ├ž─▒kar─▒rsa o ve onun gibilerdir ziyana u─črayanlar.

179- Andolsun ki biz, cinlerin ve insanlar─▒n ├žo─čunu cehennem i├žin yaratt─▒k; onlar─▒n kalpleri vard─▒r; d├╝┼č├╝nmezler onunla; g├Âzleri vard─▒r, g├Ârmezler o g├Âzlerle; kulaklar─▒ vard─▒r, duymazlar o kulaklarla. Onlar d├Ârt ayakl─▒ hayvanlara benzerler, hatt├ó daha da sap─▒kt─▒r onlar. Onlard─▒r gaflette kalanlar─▒n ta kendileri.

180- G├╝zel adlar, Allah'─▒nd─▒r, o adlarla du├ó edin ona ve onun adlar─▒n─▒ ba┼čka anlamlara ├žekenleri, o adlar─▒ ba┼čkalar─▒na verenleri, onu, ona l├óy─▒k olmayan adlarla ├ža─č─▒ranlar─▒ b─▒rak─▒n, onlar, yapt─▒klar─▒n─▒n cez├ós─▒n─▒ g├Ârecekler.

181- Yaratt─▒klar─▒m─▒zdan bir topluluk var ki halk─▒ ger├že─če ir┼č├ód eder ve ger├žek olarak ad├óletle mu├ómelede bulunur.

182- Delillerimizi yalanlayanlara gelince: Biz onlar─▒ yava┼č-yava┼č hi├ž anlamayacaklar─▒ noktalardan hel├óke yakla┼čt─▒r─▒r-dururuz.

183- Ve ben onlara m├╝hlet veririm, ┼č├╝phe yok ki az├ób─▒m pek ┼čiddetlidir.

184- D├╝┼č├╝nmezler mi ki kendileriyle konu┼čanda delilikten eser bile yok; o ancak apa├ž─▒k korkulu bir haber veren.

185- Bakmazlar m─▒ g├Âklerdeki ve yery├╝z├╝ndeki saltanat ve tedb├«re ve Allah'─▒n yaratt─▒─č─▒ ┼čeylerden herhangi birine ve ├Âl├╝m ├ža─člar─▒n─▒n gelip ├žatmakta oldu─čuna? Bu s├Âzden sonra da hangi s├Âze inan─▒rlar art─▒k?

186- Allah kimi yoldan ├ž─▒kar─▒rsa art─▒k yoktur onu do─čru yola sevkedecek ve onlar─▒ can g├Âzleri k├Âr olarak ┼ča┼čk─▒nl─▒klar─▒nda b─▒rak─▒r gider.

187- Senden k─▒y├ómetin ne vakit kopaca─č─▒n─▒ sorarlar. De ki: Onu ancak Rabbim bilir. Vakti geldi mi onu ancak o izh├ór eder; g├Âklere de a─č─▒r basm─▒┼čt─▒r, yery├╝z├╝ne de ve size ancak ans─▒z─▒n gelip ├žatar. Biliyormu┼čsun da gizliyorsun gibi sana soruyorlar, de ki: Onu ancak Allah bilir, fakat insanlar─▒n ├žo─ču anlamaz bunu.

188- De ki: Allah'─▒n diledi─činden ba┼čka kendime ne bir fayda vermeye g├╝c├╝m yeter, ne bir zarardan ka├ž─▒nmaya. Gaibi bilseydim daha fazla hay─▒r elde etmek isterdim ve bana bir k├Ât├╝l├╝k gelmezdi. Fakat ben ancak inanan toplulu─ču korkutan ve m├╝jdeleyen biriyim.

189- ├ľyle bir mabuttur ki sizi tek bir ki┼čiden yaratt─▒, ├╝lfet ve ├╝nsiyet etmesi i├žin ondan da e┼čini halketti. Derken erkek e┼čine yakla┼č─▒nca e┼či, hafif bir y├╝k ta┼č─▒m─▒ya ve onunla gidip gelmeye ba┼člad─▒. O y├╝k a─č─▒rla┼č─▒nca ikisi de, bize ├óz├ós─▒ tam ve iyi bir evl├ót verirsen ┼č├╝phe yok ki biz de ┼č├╝kredenlerden oluruz diye Rablerine du├ó ettiler.

190- Onlara ├óz├ós─▒ tam ve d├╝zg├╝n bir evl├ót verince de o y├╝zden ┼čirk ko┼čtular. Oysa onlar─▒n ┼čirk ko┼čtuklar─▒ndan tamam─▒yla m├╝nezzehtir.

191- Hi├žbir ┼čeyi yaratamayan bir varl─▒─č─▒ ona e┼č mi tutuyorlar, halbuki kendileri yarat─▒lm─▒┼čt─▒r.

192- Onlara yard─▒m etmeye g├╝├žleri yetmeyen ve kendilerine de yard─▒m etmeye muktedir olmayan ┼čeyleri e┼č mi say─▒yorlar ona.

193- Onlar─▒ do─čru yola ├ža─č─▒r─▒rsan─▒z size uymazlar. ─░ster ├ža─č─▒r─▒n onlar─▒, ister susun, sizce ikisi de bir.

194- Allah'tan ba┼čka ├ža─č─▒rd─▒klar─▒n─▒z─▒n hepsi de sizin gibi kuldur. S├Âz├╝n├╝z ger├žekse ├ža─č─▒r─▒n da cevap versinler size.

195- Ayaklar─▒ m─▒ var ki y├╝r├╝s├╝nler, yahut elleri mi var ki tutsunlar, yoksa g├Âzleri mi var ki g├Ârs├╝nler, yahut da kulaklar─▒ m─▒ var ki duysunlar? De ki: ├ça─č─▒r─▒n Tanr─▒ya e┼č sand─▒klar─▒n─▒z─▒ da sonra hep ber├óber bana d├╝zen kurun, g├Âz bile a├žt─▒rmay─▒n bakal─▒m.

196- ├ç├╝nk├╝ ┼č├╝phe yok ki benim yard─▒mc─▒m, kitab─▒ indiren Allah't─▒r ve o, b├╝t├╝n temiz ve iyi ki┼čilere yard─▒m eder.

197- Ondan ba┼čka b├╝t├╝n tapt─▒klar─▒n─▒z─▒n ne size yard─▒ma g├╝├žleri vard─▒r, ne kendilerine yard─▒ma.

198- Onlar─▒ do─čru yola ├ža─č─▒r─▒rsan dinlemezler ve g├Âr├╝rs├╝n ki sana bak─▒yorlar, fakat bakt─▒klar─▒ halde g├Ârmezler.

199- ├ľzr├╝ kabul edip su├žlar─▒ ba─č─▒┼čla, iyili─či emret ve bilgisizlerden y├╝z ├ževir.

200- ┼×eytan seni buna ayk─▒r─▒ bir yola meylettirmeye kalk─▒┼č─▒rsa Allah'a s─▒─č─▒n, ┼č├╝phe yok ki o, her ┼čeyi duyar ve bilir.

201- Tanr─▒dan ├žekinenler, ┼×eytan'─▒n bir vesvesesine u─črad─▒lar m─▒ d├╝┼č├╝n├╝rler, bir de bakars─▒n ki do─čru yolu g├Ârm├╝┼čler bile.

202- M├╝┼čriklerin karde┼čleri olan ┼×eytanlar, m├╝┼črikleri azg─▒nl─▒─ča s├╝rerler, sonra da onlar─▒ azd─▒rmaktan hi├ž geri kalmazlar.

203- Onlara bir ├óyet gelmeyince kendinden d├╝z├╝p ko┼čsayd─▒n derler. De ki: Ben ancak Rabbim bana neyi vahy ederse ona uyar─▒m. Budur Rabbiniz-den gelen ve can g├Âzlerinizi a├žacak olan a┼čik├ór deliller ve inanan toplulu─ča do─čru yolu g├Âsteren v├ós─▒ta ve rahmet.

204- Kur'ân okununca dinleyin ve susun da rahmete erin.

205- Sabah ve ak┼čam ├ža─člar─▒, yalvar─▒p yakararak ve ondan korkarak, fakat fazla ba─č─▒rmamak ┼čart─▒yla ve i├žinden gelerek an Rabbini ve gaflet edenlerden olma.

206- ┼×├╝phe yok ki Rabbinin kat─▒nda bulunanlar, ona kulluk etmekten ├žekinmezler ve onu noksan s─▒fatlardan tenz├«h ederler ve yaln─▒z ona secde ederler.