Anasayfa

 

Ehlibeyt

 

14 Masum

 

Kuran T├╝rkce

 

Dualar

 

G├Âr├╝nt├╝ler

 

Resimler

 

Irtibat

 

Impressum

 

Ziyaret Defteri

 


Handy Angebote  

6- ENÔÇÖ├éM SURES─░

Mekk├«dir, y├╝z altm─▒┼č be┼č ├óyettir.

(Y├╝z altm─▒┼č be┼č ├óyettir. 91. ├óyetten itibaren ├╝├ž ├óyetle 151. ├óyetten itibaren ├╝├ž ├óyet yani alt─▒ ├óyet, ─░bn-i Abbas'a g├Âre Meden├«dir. Ka'b o─člu Ubeyy, ─░krime ve Kat├óde'ye g├Âre b├╝t├╝n s├╗re Mekk├«dir ve geceleyin vahyedilmi┼čtir. ─░├žinde k├╝├ž├╝k ba┼č ve koca ba┼č hayvanlara ait h├╝k├╝mlerden bahsedildi─či i├žin bu anlama gelen En'├óm ad─▒yla adlanm─▒┼čt─▒r.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla

1- Hamt Allah'a ki g├Âkleri ve yery├╝z├╝n├╝ halketti, karanl─▒klar─▒ ve ─▒┼č─▒─č─▒ yaratt─▒, sonra da k├ófir olanlar, tapt─▒k-lar─▒n─▒ Rableriyle denk tutarlar.

2- O, ├Âyle bir Tanr─▒d─▒r ki sizi bal├ž─▒ktan yaratm─▒┼čt─▒r da ├Âl├╝m vaktini takd├«r etmi┼čtir ve k─▒y├ómetin kopaca─č─▒ zamana ait bilgi de ondad─▒r, onun kat─▒ndad─▒r, sonra gene de ┼č├╝phe edersiniz siz.

3- Odur g├Âklerde de, yery├╝z├╝nde de Allah. Gizledi─činizi de bilir, a├ž─▒─ča vurdu─čunuzu da ve ne kazanaca─č─▒n─▒z─▒ da bilir.

4- Onlara Rablerinin ├óyetlerinden bir ├óyet gelmemi┼čtir ki ondan y├╝z ├ževirmesinler.

5- Kendilerine, ger├žek olan(KurÔÇÖ├ón) gelince onu yalanlarlar, fakat yak─▒nda gelecek onlara, alay ettikleri ┼čeye ait haberler.

6- G├Ârmediler mi onlardan ├Ânce nice nesilleri hel├ók ettik ki onlara, yery├╝z├╝nde size vermedi─čimiz imk├ónlar─▒, kudretleri vermi┼č, onlar─▒ yery├╝z├╝ne yerle┼čtirmi┼čtik, ├╝stlerine bol-bol ya─čmur ya─čd─▒rm─▒┼čt─▒k, ayaklar─▒n─▒ bast─▒klar─▒ yerlerden ─▒rmaklar ak─▒tm─▒┼čt─▒k, fakat sonra su├žlar─▒ y├╝z├╝nden hel├ók ettik onlar─▒ ve onlardan sonra da ba┼čka ba┼čka nesiller meydana getirdik.

7- Sana, k├ó─č─▒da yaz─▒l─▒ bir kitap indirseydik ve ona elleriyle dokunsalard─▒ gene de k├ófir olanlar derlerdi ki: Bu, ancak apa├ž─▒k bir b├╝y├╝.

8- Diyorlar ki: Ona bir melek indirilseydi. Melek indirseydik i┼č, olur biterdi ama sonra kendilerine g├Âzlerini yumup a├žacak kadar bile bir m├╝hlet verilmezdi.

9- Peygamberi, bir melek olarak halk etseydik gene bir erkek ┼čeklinde halk ederdik ve gene d├╝┼čt├╝kleri ┼č├╝pheden kurtulmazlard─▒.

10- Senden ├Ânceki peygamberlerle de alay edildi de alay edenler, alaylar─▒n─▒n cezas─▒na u─črad─▒lar.

11- De ki: Gezin yery├╝z├╝n├╝ de g├Âr├╝n ink├ór edenlerin sonlar─▒ ne olmu┼č.

12- De ki: Kimindir ne varsa g├Âklerde ve yery├╝z├╝nde? De ki: Allah'─▒n; rahmet etmeyi gerekli k─▒ld─▒ ├Âz├╝ne. K─▒y├ómet g├╝n├╝ hepinizi de tap─▒s─▒nda toplayacak ve hi├ž ┼č├╝phe yok o g├╝n├╝n gelece─činde. Kendilerine ziyan edenlerdir inanmayanlar.

13- Geceleyin ve g├╝nd├╝z├╝n ya┼čay─▒p bar─▒nan ne varsa hepsi, onundur ve odur duyan, bilen.

14- De ki: G├Âkleri ve yery├╝z├╝n├╝ yoktan var eden Allah'tan ba┼čkas─▒n─▒ m─▒ dost edineyim ve o, yedirip doyurur, yiyip doymaya ihtiyac─▒ yoktur. De ki: Bana, M├╝sl├╝man olanlar─▒n ilki olmam ve m├╝┼čriklerden olmamam emredildi.

15- De ki: Ben, Rabbime isyan edersem pek büyük günün azâbından korkarım.

16- O g├╝n azaptan kurtar─▒lana ┼č├╝phe yok ki rahmet etmi┼čtir ve budur en b├╝y├╝k kurtulu┼č.

17- Allah sana bir zarar verirse o zarar─▒, ondan ba┼čka a├ž─▒p giderecek yoktur, sana bir hay─▒r verirse z├óten odur her ┼čeye g├╝c├╝ yeten.

18- Kullar─▒n ├╝st├╝nde tek tasarruf sahibidir o ve odur h├╝k├╝m ve hikmet sahibi her ┼čeyden haberdar olan.

19- De ki: En b├╝y├╝k tan─▒kl─▒k nedir, hangisidir? De ki: Allah, ger├žek tan─▒kt─▒r benimle sizin aran─▒zda ve bana bu KurÔÇÖ├ón, sizi ve kime ula┼č─▒rsa onu korkutmam i├žin vahyedildi. Siz, Allah'la ber├óber tap─▒lacak ba┼čka bir m├óbud oldu─čuna m─▒ tan─▒kl─▒k ediyorsunuz? De ki: Ben tan─▒kl─▒k etmem. De ki: O, ancak tek mabuttur ve benim, sizin ona e┼č tuttuklar─▒n─▒zla hi├žbir ilgim yok.

20- Kendilerine kitap verdiklerimiz, Peygamberi, o─čullar─▒n─▒ tan─▒d─▒klar─▒ gibi tan─▒rlar, fakat kendilerine zarar verenlerdir inanmayanlar.

21- Kimdir Allah'a bo┼č yere iftir├ó edenden, yahut onun ├óyetlerini yalanlayandan daha z├ólim? ┼×├╝phe yok ki z├ólimler, muratlar─▒na eri┼čmezler.

22- Ve o g├╝n hepsini de toplar da sonra Tanr─▒ya ┼čirk ko┼čanlara deriz ki: Nerede size yard─▒m edecek san─▒p ┼čirk ko┼čtuklar─▒n─▒z?

23- Sonra onlar ancak Rabbimiz Allah, sana andederiz ki biz ┼čirk ko┼čanlardan de─čildik demekten ba┼čka bir ├Âz├╝r serdedemezler.

24- Hele bak, nas─▒l da bile-bile yalan s├Âylerler ve iftir├ó konular─▒ da nas─▒l ortadan kaybolup gider.

25- Onlardan seni dinleyenler de var ve biz, dinledikleri s├Âzleri anlamamalar─▒ i├žin kalplerini perdeleriz, kulaklar─▒n─▒ a─č─▒rla┼čt─▒r─▒r─▒z da b├╝t├╝n delilleri g├Ârseler gene de inanmazlar onlara. Nih├óyet de yan─▒na geldiler mi ├žeki┼čmeye ba┼člarlar seninle ve bunlar, ancak evvelce gelip ge├ženlere ait masallar derler.

26- Onlar hem insanlar─▒ uzakla┼čt─▒r─▒rlar ondan, hem kendileri uzakla┼č─▒rlar. Onlar anlamadan ancak kendilerini hel├ók ederler.

27- Ate┼čin ba┼č─▒nda durdurulduklar─▒ zaman bir g├Ârseydin onlar─▒. Ke┼čke d├╝ny├óya tekrar d├Ând├╝rseler bizi de Rabbimizin ├óyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak derler.

28- Hay─▒r; evvelce gizledikleri belirdi art─▒k, g├Âr├╝nd├╝ onlara. Geriye d├Ând├╝r├╝lseler de gene nehyedildikleri ┼čeyleri yapmaya koyulurlar ve ┼č├╝phe yok ki onlar, yalanc─▒lard─▒r.

29- Ve dediler ki: Bu d├╝ny├óda ya┼čay─▒┼č─▒m─▒zdan ba┼čka bir ya┼čama yok bize ve biz tekrar dirilmeyiz.

30- Rablerinin tap─▒s─▒nda durdurulduklar─▒ vakit onlar─▒ bir g├Ârseydin. Rableri, bu ger├žek de─čil mi der, Rabbimize andolsun derler, evet, ger├žek. Rableri de ├Âyleyse k├ófirli─činiz y├╝z├╝nden tad─▒n az├ób─▒ der.

31- Ger├žekten de ziyana u─čram─▒┼člard─▒r Allah'a kavu┼čmay─▒ yalan sayanlar. Nih├óyet ans─▒z─▒n ba┼člar─▒na k─▒y├ómet kopunca g├╝nahlar─▒n─▒ s─▒rtlar─▒na y├╝klenirler de yapt─▒─č─▒m─▒z ta┼čk─▒nl─▒klardan dolay─▒ yaz─▒klar olsun bize derler; ne de k├Ât├╝ y├╝kt├╝r ta┼č─▒d─▒klar─▒ y├╝kler.

32- D├╝ny├ó ya┼čay─▒┼č─▒, ancak bir oyundan, bir oyalanmadan ib├óret. ├éhiret yurduysa ├žekinenlere elbette daha hay─▒rl─▒. H├ól├ó m─▒ akl─▒n─▒z ermeyecek?

33- ─░yice biliriz ki onlar─▒n s├Âyledi─či s├Âzler, seni mahzun edecek. Fakat ┼č├╝phe yok ki onlar seni yalanlam─▒┼č olmazlar, o z├ólimler, bile-bile Allah'─▒n ├óyetlerini ink├ór ederler.

34- Andolsun ki senden ├Ânceki peygamberler de yalanland─▒ da onlar, kendilerine yard─▒m─▒m─▒z eri┼činceye dek s├Âzlerinin yalan say─▒lmas─▒na ve u─črad─▒klar─▒ eziyetlere katland─▒lar ve Allah'─▒n s├Âzlerini de─či┼čtirecek yoktur ve sana da o peygamberlerin haberleri gelmi┼čtir.

35- Onlar─▒n y├╝z ├ževirmeleri sana pek a─č─▒r geliyorsa g├╝c├╝n yeterse yeralt─▒nda bir yurt kurmaya, yahut g├Âky├╝z├╝ne bir merdiven dayamaya bak da onlara bir delil getir. Fakat Allah dileseydi onlar─▒n hepsine de do─čru yolu g├Âsterirdi. Art─▒k sak─▒n bilgisizlerden olma.

36- Senin d├óvetine ancak seni dinleyenler ic├óbet eder. ├ľl├╝leriyse Allah diriltir de sonra gene d├Ân├╝p onun tap─▒s─▒na var─▒rlar.

37- Rabbinden ona bir delil indirilse derler. De ki: Allah'─▒n delil indirmiye g├╝c├╝ yeter ama onlar─▒n ├žo─ču bilmez.

38- Yery├╝z├╝nde y├╝r├╝yen hi├žbir hayvan ve kanatlar─▒yla u├žan hi├žbir ku┼č yoktur ki sizin gibi o da bir cinse mensup olmas─▒n. Biz, kitapta hi├žbir ┼čeyi eksik b─▒rakmad─▒k, sonra da hepsi Rablerinin tap─▒s─▒nda toplan─▒r.

39- ├éyetlerimizi yalanlayanlar, karanl─▒klarda kalm─▒┼č sa─č─▒rlard─▒r, k├Ârlerdir. Allah kimi isterse do─čru yoldan sapt─▒r─▒r ve kimi dilerse do─čru yola sevk eder.

40- De ki: Ger├žekseniz, size Allah'─▒n az├ób─▒ gelir-├žatar, yahut ba┼č─▒n─▒za k─▒y├ómet koparsa Allah'tan ba┼čkas─▒n─▒ m─▒ ├ža─č─▒r─▒r, ondan ba┼čkas─▒na m─▒ du├ó edersiniz, bana haber verir misiniz siz?

41- Hay─▒r; ancak onu ├ža─č─▒r─▒rs─▒n─▒z, o da dilerse du├ón─▒z─▒ kab├╗l eder de u─črad─▒─č─▒n─▒z bel├óy─▒ a├ž─▒p giderir ve ┼čirk ko┼čtuklar─▒n─▒z─▒ unutur, gidersiniz.

42- Andolsun ki senden ├Ânceki ├╝mmetlere de peygamberler yollad─▒k da yalvarmaya d├╝┼čs├╝nler diye onlar─▒ ┼čiddetli s─▒k─▒nt─▒lara, k─▒tl─▒─ča ve hastal─▒─ča u─čratt─▒k biz.

43- Onlara az├ób─▒m─▒z geldi─či vakit olsun, yalvarmalar─▒ gerekirdi, fakat yalvarmad─▒lar bile, kalpleri kat─▒la┼čt─▒ ve ┼×eytan, yapt─▒klar─▒ ┼čeyleri s├╝sleyip ho┼č g├Âsterdi onlara.

44- Derken s├Âylenenleri, verilen ├Â─č├╝tleri unuttuklar─▒ zaman her ┼čeyin kap─▒lar─▒n─▒ a├žt─▒k onlara ve onlar, kendilerine verilen ┼čeylerle geni┼čli─če ula┼čt─▒klar─▒ gibi hemen ve ans─▒z─▒n onlar─▒ tutup al─▒verdik de b├╝t├╝n umduklar─▒ndan mahrum oldular.

45- B├Âylece de zulmeden kavmin k├Âk├╝ kesildi ve hamd, ├ólemlerin Rabbi Allah'a.

46- De ki: Allah kulaklar─▒n─▒z─▒ sa─č─▒r, g├Âzlerinizi k├Âr eder ve kalplerinizi m├╝h├╝rlerse Allah'tan ba┼čka hangi mabuttur dersiniz onlar─▒ size geri verecek? Bak da g├Âr, nas─▒l deliller getiriyoruz da gene onlara y├╝z ├ževiriyorlar.

47- De ki: Allah'─▒n az├ób─▒ ans─▒z─▒n, yahut a├ž─▒k├ža gelip ├žatsa size, zulmeden kavimden ba┼čkas─▒ hel├ók edilir mi dersiniz?

48- Biz, peygamberleri ancak m├╝jdeci ve korkutucu olarak g├Ânderdik. ┼×u halde inananlara ve kendilerini d├╝zg├╝n bir hale getirenlere ne korku vard─▒r, ne de mahzun olur onlar.

49- ├éyetlerimizi ink├ór edenlerse k├Ât├╝l├╝kte bulunduklar─▒ndan dolay─▒ az├óba u─črat─▒lacaklard─▒r.

50- De ki: Ben size, Allah'─▒n hazineleri yan─▒mda da demiyorum, gaibi bilirim, ben bir mele─čim de demiyorum. Ben, yaln─▒z bana vahyedilen ┼čeye uymaday─▒m. De ki: K├Ârle g├Âz├╝ a├ž─▒k ki┼či bir olur mu hi├ž? Ne diye h├ól├ó d├╝┼č├╝nmezsiniz?

51- Rablerinin tap─▒s─▒nda hasredilmeden korkanlar─▒ KurÔÇÖ├ón'la korkut ve ├žekinsinler diye de bildir ki onlara, Rablerinden ba┼čka ne bir dost vard─▒r, ne de bir ┼čefaat├ži.

52- Sabah, ak┼čam, r├óz─▒l─▒─č─▒n─▒ dileyerek Rablerine du├ó edenleri kovma; ne onlardan, herhangi bir hususta sen sorumlusun, ne de senin amelinden onlara bir ┼čey sorulur, onun i├žin onlar─▒ kovup da haks─▒zl─▒k edenlerden olma.

53- Ve biz, Allah'─▒n, aram─▒zdan se├žip l├╝tfetti─či bunlar m─▒ demeleri i├žin halk─▒n bir k─▒sm─▒n─▒, bir k─▒sm─▒yla s─▒nar─▒z. Allah, ┼č├╝kredenleri daha iyi bilmez mi?

54- ├éyetlerimize inananlar sana gelince de ki: Esenlik size, Rabbiniz, rahmet etmeyi kendisine gerekli k─▒lm─▒┼čt─▒r; ┼č├╝phe yok ki i├žinizden biri, bilgisizlik y├╝z├╝nden bir k├Ât├╝l├╝k yapar da sonradan t├Âvbe eder, halini d├╝zene korsa muhakkak ki Tanr─▒, su├žlar─▒ ├Ârter, yarl─▒gar, rah├«mdir.

55- Su├žlular─▒n yolu yoradam─▒ iyice meydana ├ž─▒ks─▒n diye delilleri bu ├že┼čit a├ž─▒klamaday─▒z.

56- De ki: Ben, Allah'─▒ b─▒rak─▒p da tapt─▒klar─▒n─▒za tapmaktan nehyedildim. De ki: Sizin dile─činize uymam ben. Uyarsam ┼č├╝phe yok ki do─čru yoldan sapm─▒┼č olurum ve do─čru yolu bulanlardan olmam.

57- De ki: Ben, sizin yalan sayd─▒─č─▒n─▒z apa├ž─▒k, belli-beyan deliline uydum Rabbimin. ├çabucak gelmesini istedi─činiz azap da benim elimde de─čil. H├╝k├╝m, ancak Allah'─▒n, do─čruyu haber veren odur ve odur ay─▒rt edenlerin en hay─▒rl─▒s─▒.

58- De ki: Hemencecik olmas─▒n─▒ istedi─činiz ┼čey, benim elimde olsayd─▒ sizinle aramdaki i┼č ├žoktan olur, biterdi ve Allah, z├ólimleri elbette daha iyi bilir.

59- Gaibin anahtarlar─▒, onun yan─▒ndad─▒r, onlar─▒ ancak o bilir; karada ve denizde ne varsa bilir. Bir yaprak bile d├╝┼čse bilir onu ve yery├╝z├╝n├╝n karanl─▒klar─▒ i├žinde bir tek tane yoktur ki, ya┼č ve kuru hi├žbir ┼čey bulunamaz ki apa├ž─▒k kitapta tespit edilmemi┼č olsun.

60- O, ├Âyle bir Tanr─▒d─▒r ki geceleyin ├ódeta sizi ├Âld├╝r├╝r, g├╝nd├╝z├╝n ne ├že┼čit i┼člerde bulunaca─č─▒n─▒z─▒ bilir, sonra sizi g├╝nd├╝z diriltir de mukadder olan ├Âl├╝m├╝n├╝ze dek bu, b├Âyle gider, ├Âl├╝mden sonra da d├Ân├╝p varaca─č─▒n─▒z yer, onun tap─▒s─▒d─▒r, sonra ne yapt─▒ysan─▒z hepsini size haber verir.

61- Odur kullar─▒ndan y├╝ce tasarruf ve kudret sahibi ve size, amellerinizi h─▒fz ve kaydeden melekler g├Ândermi┼čtir. Nih├óyet birinizin ├Âl├╝m├╝ geldi mi el├žilerimiz, onu ├Âld├╝r├╝rler ve onlar, art─▒k ve eksik i┼č g├Ârmezler.

62- Sonra, her i┼či do─čru olan kudret ve tasarruf sahibi Tanr─▒lar─▒n─▒n tap─▒s─▒na g├Ât├╝r├╝l├╝rler. Bilin ki h├╝k├╝m onundur ve o, hesap g├Ârenlerin en tez hesap g├Ârenidir.

63- De ki: S─▒zlan─▒p yalvararak gizlice, bizi bundan kurtar─▒rsan ┼č├╝kredenlerden oluruz diye du├ó etti─činiz zaman sizi karan─▒n ve denizin karanl─▒klar─▒ndan kurtaran kimdir?

64- De ki: Ondan da sizi kurtaran Allah't─▒r, b├╝t├╝n s─▒k─▒nt─▒lardan da; sonra gene ona ┼čirk ko┼čars─▒n─▒z.

65- De ki: ├ťst├╝n├╝zden, ayaklar─▒n─▒z─▒n alt─▒ndan size azap g├Ândermeye, yahut sizi b├Âl├╝k-b├Âl├╝k edip bir k─▒sm─▒n─▒z─▒n az├ób─▒n─▒ bir k─▒sm─▒n─▒za tatt─▒rmaya g├╝c├╝ yeter onun; anlas─▒nlar diye bak, delilleri nas─▒l ├že┼čit-├že┼čit a├ž─▒klamaday─▒z.

66- Kavmin, Kur'├ón'─▒ yalan saymada, halbuki o, ger├žektir. De ki: Ben, sizi koruyucu de─čilim.

67- Her haberin mukadder bir zaman─▒ var, siz de ├Â─črenir, bilirsiniz yak─▒nda.

68- ├éyetlerimize d├óir m├╝n├ósebetsiz s├Âzlere dald─▒klar─▒n─▒ g├Âr├╝nce bir ba┼čka bahse giri┼činceye dek y├╝z ├ževir onlardan. ┼×eytan, bunu sana unutturursa hat─▒rlad─▒ktan sonra art─▒k zulmeden kavimle oturma.

69- ├çekinenler, onlar─▒n meclislerinde bulunsalar da onlar─▒n sorumlulu─čundan bir ┼čey gelmez kendilerine, ├╝stlerine d├╝┼čen ├Âdev, ├žekinsinler, sak─▒ns─▒nlar bu i┼čten diye ├Â─č├╝t vermektir ancak.

70- Dinlerini bir oyundan, bir e─členceden ib├óret sayan ve d├╝ny├ó ya┼čay─▒┼č─▒na aldanan ki┼čileri b─▒rak kendi hallerine. Sen, ancak KurÔÇÖ├ón'la ├Â─č├╝t ver de hi├ž kimse, kazand─▒─č─▒ su├žlar y├╝z├╝nden hel├ók olmas─▒n. Ona, Allah'tan ba┼čka ne bir dost vard─▒r, ne bir ┼čefaat├ži. Su├žlu, var─▒n─▒-yo─čunu, kurtulu┼ču i├žin fed├ó etse kabul edilmez. Kazan├žlar─▒ y├╝z├╝nden hel├ók olanlar, ink├órlar─▒ndan dolay─▒ kaynar su i├žeceklerdir ve pek ac─▒ bir azap vard─▒r onlara.

71- De ki: Allah'─▒ b─▒rak─▒p da bize ne faydalar─▒ dokunan, ne zararlar─▒ eri┼čen ┼čeylere mi ib├ódet edelim ve Allah bize do─čru yolu g├Âsterdikten sonra tekrar geriye mi d├Ânelim, hani ┼×eytanlar─▒n ┼ča┼č─▒rt─▒p sersem bir halde ├ž├Âle d├╝┼č├╝rmek istedikleri adam gibi, halbuki arkada┼člar─▒, bize gel diye onu do─čru yola ├ža─č─▒r─▒p durmadad─▒r. De ki: ┼×├╝phe yok ki Allah'─▒n g├Âsterdi─či yoldur do─čru yol ve bize, ├ólemlerin Rabbine tesl├«m olmam─▒z emredildi.

72- Namaz k─▒l─▒n ve Tanr─▒dan ├žekinin dendi ve o, ├Âyle bir Tanr─▒d─▒r ki var─▒p toplanaca─č─▒n─▒z yer, onun tap─▒s─▒d─▒r.

73- ├ľyle bir Tanr─▒d─▒r ki g├Âkleri ve yery├╝z├╝n├╝, bo┼č yere de─čil, hikmetiyle ve ger├žek olarak yaratt─▒. Ol dedi─či g├╝n her ┼čey oluverir. S├Âz├╝ ger├žektir ve s├╗run ├╝f├╝r├╝ld├╝─č├╝ g├╝n saltanat ve tasarruf onundur, odur gizliyi de bilen, a├ž─▒kta olan─▒ da ve odur h├╝k├╝m ve hikmet sahibi, her ┼čeyden haberdar olan.

74- Hani ─░brah├«m, atas─▒ ├ézer'e, putlar─▒ mabut mu tan─▒yorsun demi┼čti, ┼č├╝phe yok ben, seni de, kavmini de apa├ž─▒k bir sap─▒kl─▒─ča d├╝┼čm├╝┼č g├Ârmedeyim.91

75- Biz, ger├žek ve ┼č├╝phesiz bilgiye sahip olmas─▒ i├žin ─░brah├«m'e, g├Âklerdeki ve yery├╝z├╝ndeki kudret ve saltanat─▒, tasarruf ve hikmeti b├Âylece g├Âstermedeydik.

76- Gece olup karanl─▒k bas─▒nca bir y─▒ld─▒z g├Ârm├╝┼č de budur Rabbim demi┼čti. Fakat y─▒ld─▒z batt─▒ m─▒ demi┼čti ki: Ben batanlar─▒ sevmem.

77- Sonra Ay─▒n do─čmakta oldu─čunu g├Ârm├╝┼č de Rabbim bu demi┼čti. Fakat bat─▒nca andolsun ki demi┼čti, Rabbim bana do─čru yolu g├Âstermezse sap─▒k kavimden olaca─č─▒m ben.

78- Derken g├╝ne┼čin ─▒┼č─▒klar sa├žarak do─čdu─čunu g├Ârm├╝┼č, Rabbim bu demi┼čti, bu daha b├╝y├╝k. Fakat g├╝ne┼č de bat─▒p gidince ey kavim demi┼čti, benim, sizin ┼čirk ko┼čtu─čunuz ┼čeylerle hi├žbir ilgim yok.

79- Hi├ž ┼č├╝phem olmaks─▒z─▒n mabudumu tek tan─▒yarak y├╝z├╝m├╝, g├Âkleri ve yery├╝z├╝n├╝ yaratana d├Ând├╝m ve ben, ┼čirk ko┼čanlardan de─čilim.

80- Kavmi, onunla ├žeki┼čmeye giri┼čince de Allah bana do─čru yolu buldurduktan sonra da onun hakk─▒nda benimle ├žeki┼čmeye mi kalk─▒yorsunuz demi┼čti, ben, sizin Tanr─▒ya e┼č tan─▒d─▒klar─▒n─▒zdan korkmam, Rabbim ne dilerse o olur. Rabbimin bilgisi her ┼čeyi kavram─▒┼čt─▒r, h├ól├ó m─▒ d├╝┼č├╝nmeyecek, ├Â─č├╝t kabul etmeyeceksiniz?

81- Siz, hi├žbir delile sahip olmad─▒─č─▒n─▒z halde o putlar─▒ Allah'a e┼č tan─▒maktan korkmuyorken ben o e┼č tan─▒d─▒klar─▒n─▒zdan nas─▒l korkar─▒m ki? Biliyorsan─▒z s├Âyleyin, bu iki taraftan hangisine, daha fazla inan─▒l─▒r, hangi taraf, daha ziyade emniyete hak kazanm─▒┼čt─▒r?

82- ─░nananlar ve inan├žlar─▒n─▒ haks─▒zl─▒kla kar─▒┼čt─▒rmayanlard─▒r em├«n olmaya hak kazananlar ve onlard─▒r do─čru yolu bulmu┼č olanlar.

83- ─░┼čte, ─░brah├«m'e, kavmine serdetmek i├žin verdi─čimiz kesin deliller bunlard─▒, diledi─čimiz ki┼činin derecesini kat-kat y├╝celtiriz biz. ┼×├╝phe yok ki Rabbin h├╝k├╝m ve hikmet sahibidir, her ┼čeyi bilir.

84- Ona ─░shak'─▒ ve Yakup'u verdik, hepsine de do─čru yolu ihs├ón ettik. Daha ├Ânce N├╗h'u ve soyundan D├óv├╗d'u, S├╝leyman'─▒, Eyyub'u, Y├╗suf'u, M├╗s├ó'y─▒ ve H├ór├╗n'u do─čru yola sevketmi┼čtik ve biz, iyilik edenleri b├Âylece m├╝k├ófatland─▒r─▒r─▒z.

85- Zekeriyya'ya, Yahya'ya, ─░sa'ya ve ─░lyas'a da do─čru yolu l├╝tfettik, hepsi de do─čru hareket eden ki┼čilerdendi.

86- ─░sm├ó├«l'e, Elyesa'a, Yunus'a ve L├╗t'a da do─čru yolu ihs├ón etmi┼čtik, hepsini de ├ólemlere ├╝st├╝n k─▒lm─▒┼čt─▒k.

87- Onlar─▒n atalar─▒ndan, soylar─▒ndan ve karde┼člerinden bir k─▒sm─▒na da ├╝st├╝nl├╝k verdik, onlar─▒ se├žtik ve do─čru yola sevkettik.

88- ─░┼čte Allah'─▒n do─čru yolu budur, kullar─▒ndan diledi─čini o yola sevk eder. Onlar da ┼čirk ko┼čsalard─▒ b├╝t├╝n yapt─▒klar─▒ bo┼ča giderdi.

89- Bunlar, kendilerine kitap, h├╝kmetme yetkisi ve peygamberlik verdi─čimiz ki┼čilerdir. K├ófirler, bunlar─▒ tan─▒mazlar, ink├ór ederlerse z├óten biz, k├ófir olmayacak bir toplulu─ču onlar─▒n yerine ge├žmeye mem├╗r etmi┼čizdir.

90- Onlar, Allah'─▒n do─čru yola sevketti─či kimselerdir, sen de onlar─▒n yoluna uy. De ki: Ben, yapt─▒─č─▒ma kar┼č─▒l─▒k sizden bir ├╝cret istemiyorum, bu, ancak ├ólemlere bir ├Â─č├╝t.

91- Allah, hi├žbir kimseye hi├žbir ┼čey indirmedi dedikleri zaman Allah'─▒ l├óy─▒k─▒yla tan─▒mad─▒lar, ululamad─▒lar. De ki: M├╗s├ó'n─▒n, insanlara bir ─▒┼č─▒k ve onlar─▒ do─čru yola sevk eden bir v├ós─▒ta olarak getirdi─či kitab─▒ kim indirdi? Hani-siz onu k├ó─č─▒tlara yazd─▒n─▒z da yay─▒p a├ž─▒klars─▒n─▒z, h├╝k├╝mlerinden ├žo─čunu da gizlersiniz, hani siz de, atalar─▒n─▒z da, bilmedi─činiz ┼čeyleri onun sayesinde bildiniz, ├Â─črendiniz. De ki: Allah indirdi, sonra da b─▒rak onlar─▒, d├╝┼čt├╝kleri bo┼č iddialarla oyalan─▒p dursunlar.

92- Sana, ┼čehirlerin anas─▒ olan Mekke halk─▒n─▒ ve ├ževresindeki b├╝t├╝n insanlar─▒ korkutmak, Tanr─▒ az├ób─▒n─▒ onlara haber vermek i├žin bu kutlu ve onlarda bulunan kitaplar─▒ ger├žekleyici kitab─▒ indirdik ve ├óhirete inananlar, namazlar─▒n─▒ d├óim├ó k─▒larak bu kitaba da inan─▒rlar.

93- Allah'a bo┼č yere iftir├ó edenden, yahut, kendisine hi├žbir ┼čey vahyedilmedi─či halde bana da vahyedildi diyenden ve Allah'─▒n indirdi─či h├╝k├╝mlere benzer h├╝k├╝mleri ben de yak─▒nda indirece─čim diye s├Âylenenden daha z├ólim kimdir ki? Meleklerin, ellerini uzatt─▒klar─▒ ve delillerine kar┼č─▒ ululuk satmak istedi─činizden ve haks─▒z olarak Allah hakk─▒nda s├Âyledi─činiz ┼čeylerden dolay─▒ horlukla cezaland─▒r─▒lacak, a┼ča─č─▒l─▒k bir az├óba u─črayacaks─▒n─▒z, haydi, kurtar─▒n bug├╝n canlar─▒n─▒z─▒ dedikleri zaman o z├ólimlerin, ├Âl├╝m├╝n ┼čiddetiyle nas─▒l k─▒vrand─▒klar─▒n─▒ bir g├Ârmelisin.

94- Andolsun ki size verdi─čimiz her ┼čeyi arkan─▒zda b─▒rakm─▒┼čs─▒n─▒z da sizi evvelce nas─▒l yaratt─▒ysak t─▒pk─▒ onun gibi tek ba┼č─▒n─▒za, yapayaln─▒z huzurumuza gelmi┼čsiniz. Sizce Tanr─▒ya e┼č olan ┼čefaat├žilerimizi de yan─▒n─▒zda g├Ârm├╝yoruz. Aran─▒zdaki ba─člar, tamam─▒yla kopmu┼č, bo┼čuna umduklar─▒n─▒z elinizden ├ž─▒km─▒┼č, kaybolup gitmi┼čtir.

95- ┼×├╝phe yok ki tohumlar─▒ ve ├žekirdekleri yar─▒p nebatlar─▒ ve a─ča├žlar─▒ yeti┼čtiren Allah't─▒r. ├ľl├╝den diri izh├ór eder, diriden ├Âl├╝. Budur Allah i┼čte, nas─▒l oluyor da ondan y├╝z ├ževiriyorsunuz?

96- Sabah─▒ a─čartan oldur. Geceyi huzur ve istirahat i├žin, g├╝ne┼čle ay─▒ da muayyen bir hesapla devretmek ├╝zere yaratm─▒┼čt─▒r. Bu, ├╝st├╝n ve her ┼čeyi bilen Tanr─▒n─▒n takd├«ridir.

97- ├ľyle bir mabuttur ki karada ve denizde, karanl─▒klar i├žine dalm─▒┼čken yolunuzu bulman─▒z i├žin y─▒ld─▒zlar─▒ yaratm─▒┼čt─▒r. Bilen toplulu─ča delillerimizi apa├ž─▒k anlatmaday─▒z.

98- Sizi bir tek ki┼čiden meydana getirmi┼čtir de size bir e─členecek yurt, bir de e─čreti olarak kal─▒nacak yer t├óyin etmi┼čtir. Anlayan toplulu─ča delillerimizi a├ž─▒k├ža bildirmedeyiz.

99- G├Âkten ya─čmur ya─čd─▒ran da odur. Sonra o ya─čmurla her ├že┼čit neb├ót─▒ tomurcukland─▒r─▒r, ye┼čertir, ondan da ba┼čaklar i├žinde birbirine biti┼čmi┼č, istiflenmi┼č t├óneler meydana getirir. Hurma tomurcuklar─▒ndan, elle yeti┼čilecek kadar yak─▒n salk─▒mlar, bir bak─▒mdan birbirine benzeyen, bir bak─▒mdan benzemeyen ├╝z├╝mlerden, zeytinlerden, narlardan ba─člar-bah├želer yeti┼čtiririz. Bir meyve verince bak─▒n onlara, bir de meyveleri olunca. ┼×├╝phe yok ki b├╝t├╝n bunlarda, inanan toplulu─ča deliller var.

100- Bir de Allah'a cinleri e┼č tan─▒d─▒lar, halbuki onlar─▒ da yaratan odur ve bilgisizlikle, onun o─čullar─▒, k─▒zlar─▒ oldu─čunu da uydurdular. O onlar─▒n tavs├«f etti─či ┼čeylerden ar─▒d─▒r ve y├╝cedir.

101- G├Âkleri ve yery├╝z├╝n├╝ e┼čsiz ├Ârneksiz yoktan var eden odur. E┼či bulunmas─▒na imk├ón yokken o─člu nas─▒l olabilir? Ve her ┼čeyi o yaratm─▒┼čt─▒r ve o, her ┼čeyi bilir.

102- ─░┼čte Rabbiniz Allah; ondan ba┼čka tapacak yok. Her ┼čeyi halk eden odur, ancak ona kulluk edin ve her ┼čeyi g├Âzetip koruyan odur.

103- G├Âzler onu g├Âremez, o, g├Âzleri g├Âr├╝r, odur l├╝tf├╝ bol ve her ┼čeyden haberdar.

104- ┼×├╝phe yok ki Rabbinizden g├Ârg├╝ler ihs├ón edildi size. Kim can g├Âz├╝n├╝ a├ž─▒p g├Âr├╝rse faydas─▒ kendisine, k├Âr olan─▒n ziyan─▒ da gene kendine ve ben, sizin ├╝st├╝n├╝ze dikilmi┼č bir bek├ži de─čilim.

105- Sen bunu ├Â─črenmi┼čsin dememeleri i├žin delilleri ├že┼čit-├že┼čit bildirmede ve bilen toplulu─ča apa├ž─▒k anlatmaday─▒z.

106- Rabbinden sana vahyedilene uy, ondan ba┼čka tapacak yoktur ve ┼čirk ko┼čanlardan y├╝z ├ževir.

107- Allah dileseydi ┼čirk ko┼čmazlard─▒ ve biz, seni onlar─▒n ├╝st├╝ne bir bek├ži dikmedik, onlar─▒ korumaya, i┼člerini g├Âr├╝p kendilerini g├Âzetmeye mem├╗r da de─čilsin.

108- Allah'tan ba┼čka ├ža─č─▒r─▒p du├ó ettikleri ┼čeylere s├Âvmeyin ki sonra bilgisizlikle onlar da Allah'a s├Âverler. ─░┼čte biz, b├Âylece her toplulu─ča, yapt─▒klar─▒n─▒ s├╝sleyip g├╝zel g├Âsterdik, sonra da d├Ân├╝p varacaklar─▒ yer, Rablerinin tap─▒s─▒d─▒r ve o da, ne yapt─▒klar─▒n─▒ bildirir onlara.

109- Onlar, kendilerine bir delil gelirse inanacaklar─▒na d├óir ├žok s─▒k─▒ yemin ettiler. De ki: Deliller, Allah kat─▒ndad─▒r, fakat delil gelse de inanmayacaklar─▒n─▒ anlamaz m─▒s─▒n─▒z?

110- Biz, onlar─▒n g├Ân├╝llerini, g├Âzlerini tersine ├ževirmi┼čiz, evvelce inanmad─▒klar─▒ gibi gene inanmazlar ve biz, onlar─▒ ta┼čk─▒nl─▒klar─▒nda ┼ča┼čk─▒n bir halde terketmi┼čiz.

111- Onlara melekler indirseydik, ├Âl├╝ler dirilip onlarla konu┼čsayd─▒, her ┼čeyi toplay─▒p ├Ânlerine koysayd─▒k gene Allah dilemedik├že inanmazlard─▒, fakat ├žo─ču bilmez.

112- ─░┼čte biz, b├Âylece her peygambere insan ve cin ┼×eytanlar─▒n─▒ d├╝┼čman ettik; b├óz─▒s─▒, b├óz─▒s─▒na yald─▒zl─▒ s├Âzler s├Âyleyerek aldat─▒r. Rabbin dileseydi yapamazlard─▒ bunu, onlar─▒ da b─▒rak, iftir├ólar─▒n─▒ da.

113- Onlar, ├óhirete inanmayanlar─▒n g├Ân├╝lleri meyletsin ve ho┼čnut olsunlar da yapageldiklerine dev├óm etsinler diye s├Âylerler o s├Âzleri.

114- Allah'tan ba┼čka bir hakem mi arayay─▒m ki size, her muht├ó├ž oldu─čunuz ┼čeyi bildirip a├ž─▒klayan kitab─▒, o indirmi┼čtir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin taraf─▒ndan ger├žek olarak indirilmi┼č bir kitapt─▒r; art─▒k ┼č├╝phe edenlerden olma.

115- Rabbinin s├Âzleri, ger├žek olarak ve ad├ólet ├╝zere tamd─▒r, tekemm├╝l etmi┼čtir, s├Âzlerini de─či┼čtirecek yoktur ve odur duyan, bilen.

116- Yery├╝z├╝nde bulunanlar─▒n ├žo─čuna uyarsan seni Allah yolundan sapt─▒r─▒r; ├ž├╝nk├╝ onlar, ancak zanna kap─▒l─▒rlar ve onlar, ancak yalan s├Âylerler.

117- ┼×├╝phe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapan─▒ daha iyi bilir ve o daha iyi bilir do─čru yolu bulmu┼č olanlar─▒.

118- Onun ├óyetlerine inanm─▒┼čsan─▒z Allah'─▒n ad─▒ an─▒larak kesilenleri yiyin.

119- Size ne oluyor da Allah'─▒n ad─▒ an─▒larak kesilenleri yemiyorsunuz? Halbuki zorada kald─▒─č─▒n─▒z zamanlar hari├ž, size har├óm edilenleri ay─▒rt etmi┼čti. ┼×├╝phe yok ki halk─▒n ├žo─ču, bilmeden kendi istekleriyle sap─▒p gider. ┼×├╝phe yok ki Rabbin, haddini a┼čanlar─▒ daha iyi bilir.

120- G├╝nah─▒n a├ž─▒─ča vurulan─▒ndan da vazge├žin, gizli kalan─▒ndan da. G├╝nah kazananlar, kazan├žlar─▒na kar┼č─▒l─▒k cez├ólanacaklard─▒r.

121- Allah'─▒n ad─▒ an─▒larak kesilmeyen hayvanlar─▒ yemeyin ve ┼č├╝phe yok ki k├Ât├╝l├╝kt├╝r bu ve ┼č├╝phe yok ki ┼×eytanlar, sizinle ├žeki┼čmeleri i├žin dostlar─▒na telkinde bulunurlar, onlara uyarsan─▒z siz de ┼čirk ko┼čanlardan olursunuz.

122- ├ľl├╝yken diriltip insanlar─▒n aras─▒nda yol almas─▒ i├žin kendisine bir ─▒┼č─▒k verdi─čimiz kimse, karanl─▒klara dalm─▒┼č olan ve bir t├╝rl├╝ de ├ž─▒kamayan kimseye benzer mi hi├ž? ─░┼čte b├Âylece k├ófirlere, yapt─▒klar─▒ ┼čeyler, s├╝sl├╝ ve ho┼č g├Âsterilmededir.

123- Ve b├Âylece her ┼čehirde, h├«leler, d├╝zenler kursunlar diye o ┼čehrin g├╝nahk├órlar─▒n─▒ b├╝y├╝ltt├╝k, y├╝celttik, onlar ancak kendilerine kar┼č─▒ h├«lek├órl─▒kta bulunurlar ama bilmezler.

124- Bir ├óyet geldi mi, Allah'─▒n peygamberlerine geldi─či gibi bize de bir ├óyet gelmedik├že kesin olarak inanmay─▒z derler. Peygamberli─čini kime verece─čini Allah bilir. O su├ž i┼čleyenlere, h├«lek├órl─▒klar─▒ y├╝z├╝nden Allah kat─▒ndan bir horluk ve ├žetin bir azap gelip ├žatacakt─▒r.

125- Allah, kimi do─čru yola g├Ât├╝rmek isterse M├╝sl├╝manl─▒─č─▒ kab├╗l etmesi i├žin g├Ânl├╝n├╝ a├žar ve kimi sap─▒tmak isterse g├Ânl├╝n├╝ ├Âyle bir daralt─▒r, s─▒kar ki sanki g├Â─če a─čacakm─▒┼č da imk├ón bulam─▒yor san─▒r kendisini. ─░┼čte Allah, inanmayanlara b├Âyle azap verir.

126- Ve budur Rabbinin do─čru yolu, d├╝┼č├╝n├╝p ├Â─č├╝t alacak toplulu─ča ├óyetlerimizi apa├ž─▒k bildirdik.

127- Onlar─▒nd─▒r Rablerinin kat─▒nda esenlik yurdu ve o, yapt─▒klar─▒ i┼člerden dolay─▒ dosttur onlara.

128- O g├╝n hepsini toplar da ey cin toplulu─ču, insanlar─▒n bir├žo─čunu ba┼čtan m─▒ ├ž─▒kard─▒n─▒z der. ─░nsanlardan, onlara dost olanlar, Rabbimiz derler, biz, birbirimizden faydaland─▒k ve bize takd├«r etti─čin vakte de eri┼čtik i┼čte. Tanr─▒, ate┼čtir yurdunuz der, orada Allah'─▒n diledi─či hari├ž, ebed├« olarak kal─▒rs─▒n─▒z. ┼×├╝phe yok ki Rabbin h├╝k├╝m ve hikmet sahibidir, her ┼čeyi bilir.

129- ─░┼čte biz, kazand─▒klar─▒ su├ž y├╝z├╝nden z├ólimlerin bir k─▒sm─▒n─▒, bir k─▒sm─▒na b├Âyle m├╗s├óllat ederiz.

130- Ey cin ve insan toplulu─ču, i├žinizden, size ├óyetlerimi nakleden ve i├žinde bulundu─čunuz ┼ču g├╝n├╝n bir zaman olup gelece─čini haber vererek sizi korkutan peygamberler gelmedi mi? Aleyhimize tan─▒kl─▒k ediyoruz derler ve onlar─▒ d├╝nya ya┼čay─▒┼č─▒ aldatm─▒┼čt─▒r da sonucu, k├ófir olduklar─▒na d├óir kendi aleyhlerine kendileri tan─▒kl─▒kta bulunmu┼člard─▒r.

131- Bu da, halk─▒n─▒n hi├žbir ┼čeyden haberi olmayan ┼čehirleri, Rabbinin zul├╝mle hel├ók etmeyece─činden dolay─▒d─▒r.

132- Herkesin, yapt─▒─č─▒na g├Âre dereceleri var ve Rabbin, onlar─▒n yapt─▒klar─▒ndan gafil de─čildir.

133- Rabbin, her ┼čeyden m├╝sta─čn├« ve rahmet s├óhibi Rab'dir. Dilerse sizi ortadan kald─▒r─▒r ve sizden sonra diledi─čini yerinize getirir, nitekim sizi de ba┼čka-ba┼čka topluluklar─▒n soyundan meydana getirmi┼čtir.

134- Muhakkak size vaadedilen ┼čeyler gelecek ve siz, olacak ┼čeylerin ├Ân├╝ne ge├žemezsiniz.

135- De ki: Ey kavmim, siz elinizden geleni yap─▒n, ben de yapmaday─▒m. Yak─▒nda bilir, anlars─▒n─▒z kimin sonunun hay─▒rl─▒ olaca─č─▒n─▒. ┼×├╝phe yok ki z├ólimler, muratlar─▒na ermezler.

136- Allah'─▒n yaratt─▒─č─▒ ekinlerle hayvanlardan Allah'a bir hisse ay─▒r─▒p bo┼č d├╝┼č├╝ncelerine g├Âre bu Allah'─▒n diyorlard─▒, bu da ortaklar─▒m─▒z olan putlar─▒n. Putlara ait olanlar, Allah'a ula┼čm─▒yordu ama Allah'a ait olanlar, ortaklar─▒na, putlara kavu┼čuyordu, h├╝kmettikleri ┼čey ne de k├Ât├╝yd├╝.

137- Ve gene b├Âylece ortaklar─▒, onlar─▒ hel├ók etmek ve inan├žlar─▒na ┼č├╝pheler kar─▒┼čt─▒rmak i├žin m├╝┼čriklerin ├žo─čuna ├žocuklar─▒n─▒ ├Âld├╝rmeyi ho┼č g├Âsterdi. Allah dileseydi yapamazlard─▒ bunu, art─▒k sen onlar─▒ da kendi hallerine b─▒rak, bo┼č yere ettikleri iftir├ólar─▒na da ald─▒r─▒┼č etme.

138- Onlar, kendi ak─▒llar─▒nca bu hayvanlarla ekinler haramd─▒r, ancak izin verdi─čimiz ki┼čiler yiyebilir onlar─▒ ve ┼ču hayvanlara da binmek har├óm edilmi┼čtir dediler. Bo┼č yere Allah'a iftir├ó ederek ad─▒n─▒ anmadan hayvan kesiyorlar, yak─▒nda bu iftir├ólar─▒n─▒n cez├ós─▒n─▒ g├Ârecekler.

139- Ve ┼ču hayvanlar─▒n kar─▒nlar─▒ndaki yavrular, yaln─▒z erkeklerimize hel├ól, kad─▒nlar─▒m─▒za haram; ├Âl├╝ do─čarsa erkek de ortak, kad─▒n da dediler. Bu ├že┼čit s├Âzleri y├╝z├╝nden cez├ólar─▒n─▒ yak─▒nda verecek. ┼×├╝phe yok ki o, h├╝k├╝m ve hikmet sahibidir, her ┼čeyi bilir.

140- Muhakkak ki bilgisizlik y├╝z├╝nden ak─▒ls─▒zca hareket ederek ├žocuklar─▒n─▒ ├Âld├╝renlerle Allah'a bo┼č yere iftir├óda bulunarak Allah'─▒n verdi─či r─▒z─▒klar─▒ haram sayanlar, zarara u─čram─▒┼člar, mahr├╗miyet i├žinde kalm─▒┼člard─▒r. ┼×├╝phesiz ki onlar sap─▒tm─▒┼člard─▒r ve do─čru yolu bulamam─▒┼člard─▒r.

141- ├ľyle bir mabuttur ki ├žardakl─▒ ve ├žardaks─▒z ba─člar─▒, bah├želeri, tatlar─▒ ├že┼čitli hurmalar─▒, ekilmi┼č ┼čeyleri, bir bak─▒ma birbirine benzeyen, bir bak─▒ma benzemeyen zeytinleri ve narlar─▒ yeti┼čtirip meydana getirir. Meyve verince meyvelerinden yiyin, dev┼čirme g├╝n├╝ hakk─▒n─▒ da isr├óf etmemek ┼čart─▒yla verin, ┼č├╝phe yok ki o, m├╝srifleri sevmez.

142- Hayvanlardan y├╝klerinizi ta┼č─▒yanlar var, y├╝n├╝nden faydaland─▒klar─▒n─▒z var ve onlar─▒ da yaratan o Allah'─▒n, sizi r─▒z─▒kland─▒rd─▒─č─▒ ┼čeyleri yiyin ve ┼×eytan'─▒n izini izlemeyin; ┼č├╝phe yok ki o, size apa├ž─▒k bir d├╝┼čmand─▒r.

143- Derler ki sekiz ├žifttir o hayvanlar. Koyun iki ├žift, ke├ži iki ├žift. De ki: Erkekleri mi har├óm etti, di┼čileri mi, yoksa o di┼čilerin rah├«mlerindeki yavrular─▒ m─▒? S├Âz├╝n├╝z ger├žekse bilerek haber verin bana.

144- Deve iki ├žifttir, s─▒─č─▒r iki ├žift derler. De ki: ─░ki erke─či mi har├óm etti, yoksa di┼čileri mi, yahut da di┼čilerin rah├«mlerindeki yavrular─▒ m─▒? Allah, bunu size tavsiye ederken tan─▒k m─▒yd─▒n─▒z, g├Ârd├╝n├╝z, duydunuz mu yoksa? Bilmeden insanlar─▒ sapt─▒rmak i├žin yalan yere Allah'a iftir├ó edenden daha z├ólim kimdir ki? ┼×├╝phe yok ki Allah, zulmeden kavmi do─čru yola sevk etmez.

145- De ki: Bana vahyedilenler aras─▒nda ├Âlm├╝┼č hayvan etinden, d├Âk├╝lm├╝┼č kandan, yahut da domuz etinden ba┼čka, yiyene har├óm edilen bir ┼čey bulam─▒yorum ben. ┼×├╝phe yok ki domuz, pistir ve bir de Allah'tan ba┼čkas─▒ i├žin kesilen hayvan haramd─▒r ki bu da pek k├Ât├╝ bir ┼čeydir. Ancak zorada kalana, isyan etmeyi kurmamak ve ihtiya├žtan fazla da yememek ┼čart─▒yla hel├óldir bunlar ve hi├ž ┼č├╝phe yoktur ki Rabbin, su├žlar─▒ ├Ârter, rah├«mdir.

146- Biz, Yah├╗dilere, t─▒rnaklar─▒ bulunan b├╝t├╝n hayvanlar─▒ ve s─▒rtlar─▒na yap─▒┼čm─▒┼č, yahut kemiklerine s─▒vanm─▒┼č, yahut da ba─č─▒rsaklar─▒na kar─▒┼čm─▒┼č olan ya─člardan ba┼čka s─▒─č─▒r ve koyunun tekmil ya─člar─▒n─▒ har├óm etmi┼čtik. Bu da, isyanlar─▒ndan dolay─▒ onlara verdi─čimiz cez├ó y├╝z├╝ndendi ve ┼č├╝phe yok ki biz, s├Âz├╝m├╝zde do─čruyuz.

147- Seni yalanlarlarsa hemen de ki: Rabbiniz geni┼č, engin bir rahmete s├óhiptir, fakat az├ób─▒n─▒ da su├žlu kavimden reddetmeye imk├ón yok.

148- ┼×irk ko┼čanlar diyecekler ki: Allah dileseydi ne biz ┼čirk ko┼čard─▒k, ne atalar─▒m─▒z; hi├žbir ┼čeyi de har├óm saymazd─▒k. ─░┼čte onlardan ├Ânce gelenler de peygamberleri b├Âyle yalanlad─▒lar da sonucu az├ób─▒m─▒z─▒ tatt─▒lar. De ki: Bu hususta bir bilginiz varsa hemen bildirin bize. Fakat siz, ancak zann─▒n─▒za uyuyorsunuz ve ancak yalan s├Âyl├╝yorsunuz.

149- De ki: O halde reddedilemeyecek kesin delil, ancak Allah'─▒nd─▒r, elbette dileseydi hepinizi de do─čru yola sevk ederdi.

150- De ki: Allah'─▒n, ┼čunu har├óm etti─čine tan─▒kl─▒k eden ┼čahitlerinizi getirin bakal─▒m. Fakat gelirler de tan─▒kl─▒k ederlerse sen, onlarla ber├óber tan─▒kl─▒k etme ve putlar─▒, Rableriyle bir tutup ├óhirete inanmayarak ├óyetlerimizi yalanlayanlar─▒n dileklerine uyma.

151- De ki: Gelin de Rabbiniz, size neleri har├óm etti, ben okuyup anlatay─▒m: Sak─▒n ona hi├žbir ┼čeyi e┼č ve ortak saymay─▒n, anan─▒za, baban─▒za kar┼č─▒ iyilikte bulunun ve yoksulluk korkusuyla ├žocuklar─▒n─▒z─▒ ├Âld├╝rmeyin, sizi de ancak biz r─▒z─▒kland─▒r─▒r─▒z, onlar─▒ da ve a├ž─▒─ča ├ž─▒kan k├Ât├╝l├╝klere de yakla┼čmay─▒n, gizli kalan k├Ât├╝l├╝klere de ve hi├žbir cana k─▒ymay─▒n, ├ž├╝nk├╝ Allah, hakl─▒ olmad─▒k├ža har├óm etmi┼čtir bunu. ─░┼čte akl─▒n─▒z─▒ ba┼č─▒n─▒za alas─▒n─▒z diye size bunlar─▒ emretmi┼čtir o.

152- Ergenlik ├ža─č─▒na gelinceye dek, en iyi bir ┼čekilde olmad─▒k├ža yetimin mal─▒na yakla┼čmay─▒n ve ├Âl├že─či, teraziyi dosdo─čru ├Âl├ž├╝p tart─▒n. Hi├žbir kimseye, kudretinden a┼č─▒r─▒ bir ┼čey teklif edilmemi┼čtir ve s├Âz s├Âyledi─činiz zaman h─▒s─▒m─▒n─▒z bile olsa ad├óleti mutlaka g├Âzetin ve Allah'la etti─činiz ahde vefa edin. ─░┼čte d├╝┼č├╝n├╝p ├Â─č├╝t alman─▒z i├žin bunlar─▒ emretmi┼čtir size.

153- Ve ┼č├╝phe yok ki budur benim dosdo─čru yolum, ona uyun siz ve sizi, onun yolundan ay─▒racak yollara gitmeyin. ├çekinip sak─▒nas─▒n─▒z diye i┼čte bunlar─▒ emretmi┼čtir size.

154- Sonra, Rablerine kavu┼čacaklar─▒na inans─▒nlar diye iyilik edenlere, n├«metimizi tamamlamak ve her ┼čeyi ay─▒rt edip a├ž─▒klamak ├╝zere do─čru yolu g├Âsteren ve rahmetten ib├óret olan kitab─▒ M├╗s├ó'ya vermi┼čtik.

155- Bu kitab─▒ysa kutlu olarak indirdik, art─▒k ona uyun ve ├žekinin de rahmete kavu┼čanlara kat─▒l─▒n.

156- Hi├ž ┼č├╝phe yok ki bizden ├Ânce ancak iki t├óifeye kitap indirildi ve bizse onu okumaktan ├ócizdik, bir ┼čey anlam─▒yorduk demeyesiniz.97

157- Yahut da bize de kitap indirilseydi onlardan daha m├╝kemmel bir s├╗rette do─čru yolu bulurduk diye s├Âylenmeyesiniz diye ┼č├╝phe yok ki Rabbinizden size de apa├ž─▒k bir delil, bir hid├óyet ve rahmet geldi. Allah'─▒n delillerini yalanlay─▒p onlardan y├╝z ├ževirenden daha z├ólim kimdir ki? Delillerimizden y├╝z ├ževirenleri, bu y├╝z ├ževirmeleri y├╝z├╝nden en k├Ât├╝ bir azapla azapland─▒raca─č─▒z yak─▒nda.

158- H├ól├ó kendilerine meleklerin inmesini, yahut Rabbinin, yahut da Rabbinden b├óz─▒ delillerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin b├óz─▒ delilleri geldi─či g├╝n hi├ž kimseye, ├Ânceden iman etmemi┼čse, yahut inanc─▒ndan bir hay─▒r kazanmam─▒┼čsa o g├╝nk├╝ inanmas─▒ fayda etmez. De ki: Bekleyin ve biz de beklemekteyiz z├óten.

159- Dinlerini par├ža-par├ža, b├Âl├╝p b├Âl├╝k-b├Âl├╝k f─▒rkalara ayr─▒lanlarla hi├žbir ilgin olamaz ve ┼č├╝phe yok ki onlar─▒n bu hareketlerini Allah soracakt─▒r ancak ve sonra da i┼čledikleri i┼čleri haber verecektir onlara.

160- Kim bir iyilikle Tanr─▒ tap─▒s─▒na gelirse ona, yapt─▒─č─▒n─▒n on misli m├╝k├ófat verilecektir ve kim bir k├Ât├╝l├╝kle gelirse ancak ona kar┼č─▒l─▒k ve onun misli bir cez├ó ile cez├óland─▒r─▒lacakt─▒r ve onlara zulmedemeyecektir.

161- De ki: ┼×├╝phe yok, Rabbim, beni do─čru yola sevketti, ─░brah├«m'in tek Tanr─▒ tan─▒yan dosdo─čru dinine hid├óyet etti ve o, hi├žbir zaman ┼čirk ko┼čanlardan de─čildi.

162- De ki: ┼×├╝phe yok, namaz─▒m da, ib├ódetlerim de, dirili─čim de, ├Âl├╝m├╝m de ├ólemlerin Rabbi olan Allah i├žindir ki.

163- E┼či orta─č─▒ yoktur onun ve bana bu emredildi ve ben, ona tesl├«m olanlar─▒n ilkiyim.

164- De ki: Allah'tan ba┼čka bir Rab mi ar─▒yacakm─▒┼č─▒m, halbuki odur her ┼čeyin Rabbi ve herkesin kazanc─▒, ancak kendisine aittir; hi├žbir su├žlu, bir ba┼čkas─▒n─▒n su├žunu y├╝klenmez, sonra da d├Ân├╝p varaca─č─▒n─▒z yer, Rabbinizin tap─▒s─▒d─▒r ve o, ayr─▒l─▒─ča d├╝┼čt├╝─č├╝n├╝z ┼čeyleri haber verir size.

165- ├ľyle bir mabuttur ki sizi yery├╝z├╝ne h├ókim k─▒lar ve size verdi─či ┼čeylerle sizi s─▒namak i├žin bir k─▒sm─▒n─▒z─▒, bir k─▒sm─▒n─▒zdan mevki ve p├óye bak─▒m─▒ndan y├╝celtir. ┼×├╝phe yok ki Rabbin, cez├óya l├óy─▒k olan─▒n cez├ós─▒n─▒ pek tez verir ve ┼č├╝phe yok ki o, su├žlar─▒ ├Ârter, rah├«mdir.